Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin bağımsızlığını yalnızca askerî ve siyasi zaferlerle güvence altına almayı yeterli görmüyordu. Ona göre bağımsızlığın kültür, eğitim, bilim ve dil alanlarında da güçlendirilmesi gerekiyordu. Türkçenin bilimsel düşünceyi açık biçimde anlatabilen güçlü bir dil hâline gelmesi, Cumhuriyet’in kültür ülküsünün önemli parçalarından biriydi.
Bu anlayışın en dikkat çekici örneklerinden biri, Atatürk’ün bizzat hazırladığı Geometri kitabıdır. Atatürk, devlet yönetiminin ve yoğun çalışmalarının arasında geometri terimleri üzerinde durmuş; öğrencilerin kolayca anlayabileceği Türkçe karşılıklar üretmiştir. Bugün okullarda doğal biçimde kullandığımız açı, üçgen, dörtgen, beşgen, çap, yarıçap, çember ve eşkenar gibi birçok kelime, bu çalışmanın Türk eğitimine bıraktığı mirasın parçalarıdır.
Atatürk’ün geometriyle ilgilenmesi rastlantı değildi. Askerî eğitiminden itibaren matematikle yakından ilgilenmiş, akılcı düşüncenin ve bilimsel yöntemin önemini benimsemişti. Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin kendisine “Kemal” adını vermesi de onun matematik alanındaki başarısıyla ilişkilendirilen, hayatının en bilinen hatıralarından biridir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bilimsel derslerde kullanılan terimlerin önemli bir bölümü Arapça ve Farsça kökenli tamlamalardan meydana geliyordu. Geometri derslerinde üçgen yerine “müselles”, açı yerine “zaviye”, dörtgen yerine “murabba” ve dik açı yerine “zaviye-i kaime” gibi ifadeler kullanılıyordu. Öğrenci, matematiksel kavramı öğrenmeye başlamadan önce kavramın adını anlamak için ayrıca çaba göstermek zorunda kalıyordu.
Atatürk bu güçlüğü doğrudan bir eğitim meselesi olarak ele aldı. Amaç geçmişte kullanılan kelimeleri küçümsemek değil, yeni kuşakların bilime kendi dilleriyle daha kolay ulaşmasını sağlamaktı. Türkçenin kelime köklerinden yararlanılarak oluşturulan açık ve düzenli terimler sayesinde geometri, öğrencilerin gözünde yabancı ifadelerle dolu bir alan olmaktan çıkarılabilirdi.
Bu çalışma aynı zamanda Türkçenin bilim dili olma gücünün somut bir göstergesiydi. Atatürk yalnızca “Bilim Türkçe anlatılmalıdır” düşüncesini dile getirmedi; kaleme aldığı kitapla bunun nasıl yapılabileceğini de gösterdi. Böylece dil çalışmaları, doğrudan sınıfa ve ders kitabına ulaşan kalıcı bir eğitim hizmetine dönüştü.
Atatürk’ün Geometri Kitabını Hazırlaması
Atatürk, Geometri kitabını Üçüncü Türk Dil Kurultayı’nın ardından, 1936–1937 kışında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle hazırladı. Çalışma sırasında çeşitli geometri kitaplarını inceledi; derslerde kullanılan kavramları, şekilleri ve tanımları Türkçenin anlatım yapısına göre yeniden düzenledi.
Kitap ilk kez 1937 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. İlk baskıda yazarın adı kapakta yer almıyordu. Eser, geometri öğretenlere ve bu alanda ders kitabı hazırlayacaklara yol gösterecek bir kaynak niteliğindeydi. Yaklaşık kırk dört sayfalık bu küçük kitap, hacminden çok Türk eğitiminde meydana getirdiği büyük değişimle önem kazandı.
Eserin içeriğinde boyut, çizgi, yüzey, açı, çokgen, üçgen, dörtgen, çember, teğet ve benzeri temel geometri konuları bulunuyordu. Atatürk yalnızca yabancı kökenli kelimelerin yerine Türkçe karşılıklar sıralamakla yetinmedi. Terimlerin birbirleriyle uyumlu olmasına, kolay anlaşılmasına ve yeni kavramlar türetmeye elverişli bir sistem meydana getirmesine önem verdi.
Örneğin “üçgen” kelimesi, şeklin üç kenarlı yapısını daha adı söylendiği anda öğrenciye anlatıyordu. Aynı sistem kullanılarak dörtgen, beşgen, altıgen ve çokgen gibi terimler oluşturulabiliyordu. “Yarıçap” kelimesi, çemberin merkezinden çevresine uzanan doğrunun çapın yarısı olduğunu açıkça gösteriyordu. “Açıortay” ise bir açıyı iki eşit bölüme ayıran doğruyu, uzun bir tanıma ihtiyaç bırakmadan ifade ediyordu.
Bu yöntem Türkçenin üretme gücünden yararlanıyordu. Sayı adları, fiil kökleri ve bilinen kelimeler bir araya getirilerek kavram ile terim arasında doğrudan bağ kuruluyordu. Öğrenci, terimin anlamını yalnızca ezberlemiyor; kelimenin yapısından hareketle kavramı zihninde canlandırabiliyordu.
Atatürk’ün kitabında kullandığı dil, bilimsel kesinlik ile yalın anlatımı birleştirme çabasını yansıtır. Terimlerin kısa ve anlaşılır olması, geometri öğretimini kolaylaştırırken Türkçenin bilimsel kavramları karşılayabilecek zenginliğini de ortaya koymuştur. Eser bu yönüyle yalnızca bir geometri kitabı değil, Türkçe bilim dilinin kuruluş belgelerinden biridir.
Atatürk’ün Türkçeye Kazandırdığı Geometri Terimleri
Bugün matematik derslerinde kullandığımız birçok temel terim, Atatürk’ün yürüttüğü çalışmalarla yerleşmiştir. Alan, açı, çap, yarıçap, çember, kiriş, yay, üçgen, dörtgen, yamuk, artı, eksi, çarpı ve bölü bu kelimelerin en bilinenleri arasındadır. Eşkenar, ikizkenar, açıortay, köşegen ve dikey gibi terimler de aynı dil anlayışının ürünleri olarak eğitim hayatına girmiştir.
Bu kelimelerin başarısı, kavramların temel özelliklerini Türkçenin kendi yapısıyla anlatabilmelerinden kaynaklanır. “Eşkenar üçgen” denildiğinde kenarları eşit olan bir üçgen, “ikizkenar üçgen” denildiğinde iki kenarı birbiriyle aynı olan bir üçgen anlaşılır. “Köşegen” bir şeklin köşelerini birleştirirken “açıortay” açıyı ortadan ayırır. Terim ile tanım arasında güçlü bir anlam ilişkisi bulunur.
Eski ders kitaplarında yer alan müselles, murabba, muhammes, müseddes, zaviye, kutur ve nısıf kutur gibi ifadelerin yerine üçgen, dörtgen, beşgen, altıgen, açı, çap ve yarıçap kelimelerinin kullanılması, öğrencinin kavramlara doğrudan ulaşmasını sağladı. Ders dili sadeleştikçe öğretmenin anlatımı kolaylaştı, öğrencinin terimleri hatırlama gücü arttı.
Atatürk’ün ortaya koyduğu sistem, yalnızca birkaç kelimenin değiştirilmesi anlamına gelmiyordu. Birbiriyle bağlantılı kavramlar arasında düzenli bir Türkçe terim ağı kuruluyordu. “Üç” sayısından üçgen, “dört” sayısından dörtgen; “eş” ve “kenar” kelimelerinden eşkenar; “yarı” ve “çap” kelimelerinden yarıçap türetilmesi bu düzenin açık örnekleridir.
Bu terimlerin büyük bölümü aradan geçen uzun zamana rağmen kullanılmaya devam etmektedir. Günümüzde bir öğrenci üçgenin iç açılarını, çemberin yarıçapını veya bir dörtgenin köşegenini öğrenirken Atatürk’ün Türk eğitimine kazandırdığı dil düzeninin içinde düşünmektedir. Kelimeler artık günlük eğitim hayatının öylesine doğal bir parçasıdır ki bir zamanlar bunların yerine daha ağır terimlerin kullanıldığını hatırlamak güçtür.
Geometri kitabının kalıcı etkisi tam olarak burada görülür. Başarılı bir bilim terimi, kullanıldıkça yabancılık hissi vermeyen ve kavramı doğrudan karşılayan terimdir. Atatürk’ün seçtiği veya sistemleştirdiği kelimeler, Türk milletinin ortak eğitim diline yerleşerek bu başarıyı göstermiştir.
Türkçenin bilim dili olması, başka dillerden hiçbir kelime alınmaması anlamına gelmez. Asıl mesele, Türkçenin kendi imkânlarını kullanabilmesi ve Türk öğrencisinin bilimsel bilgiyi mümkün olduğunca açık bir dille öğrenebilmesidir. Atatürk’ün çalışması, bu hedefin hem millî hem de uygulamaya dönük bir örneğidir.
Sivas Lisesinde Tahta Başındaki Başöğretmen
Atatürk’ün geometri terimleri üzerindeki çalışmasının en unutulmaz sahnelerinden biri, 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas Lisesinde yaşandı. Atatürk, Sivas Kongresi’nin toplandığı tarihî binayı ziyaret ettikten sonra lisenin geometri dersine girdi. Dersin o dönemdeki adı “hendese” idi.
Ders sırasında bir öğrenci tahtaya kaldırıldı. Öğrenci, geometrik şekilleri dönemin ağır terimleriyle anlatmaya çalışırken zorlandı. Atatürk bunun üzerine tebeşiri eline aldı ve kavramları açı, kenar ve üçgen gibi Türkçe terimlerle açıklamaya başladı. Tahta başında çeşitli şekiller çizerek geometri konularını anlattı.
Bu ziyaret, Atatürk’ün hazırladığı terimlerin yalnızca çalışma masasında kalmadığını göstermesi bakımından önemlidir. O, yeni kelimelerin gerçek bir sınıfta öğrenci tarafından nasıl karşılandığını görmek istemiş; hazırladığı dil anlayışını doğrudan öğretim ortamında uygulamıştır. Cumhurbaşkanı olarak çıktığı Anadolu gezisinde bir lise sınıfına girip tebeşiri eline alması, eğitime verdiği değerin güçlü bir göstergesidir.
Atatürk’ün Başöğretmen sıfatı yalnızca sembolik bir unvan değildi. Harf İnkılabı sırasında kara tahta başında yeni Türk harflerini anlatmasıyla, Sivas Lisesinde geometri öğretmesi aynı anlayışın devamıydı. Millete öncülük ederken yapılmasını istediği çalışmalara bizzat katılıyor, öğretmenin ve öğrencinin karşılaştığı meseleleri yerinde görüyordu.
Geometri Kitabının Türk Eğitimindeki Yeri
Atatürk’ün Geometri kitabı, Cumhuriyet’in eğitim ve dil çalışmalarının birbirinden ayrı düşünülmediğini gösterir. Eğitim yaygınlaştırılırken derslerin anlaşılır bir Türkçeyle verilmesi amaçlanmış, bilimsel kavramların Türkçede karşılık bulması için doğrudan çalışmalar yapılmıştır.
Kitabın etkisi yalnızca geometri alanıyla sınırlı kalmamıştır. Türkçe terim üretmenin mümkün ve gerekli olduğunu göstermesi, diğer bilim dallarındaki çalışmalara da yol açmıştır. Türkçenin köklerinden yeni kelimeler türetme anlayışı; matematikten fiziğe, dil bilgisinden çeşitli meslek alanlarına kadar genişleyen bir terim çalışmasının önünü açmıştır.
Bu eser, Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında kültürün ve dilin taşıdığı merkezi yeri de ortaya koyar. Millî dil, yalnızca edebî eserlerin veya günlük konuşmanın aracı değildir. Bir milletin kendi diliyle düşünebilmesi, bilim üretebilmesi ve yeni kuşaklara eğitim verebilmesi, kültürel bağımsızlığın temel şartlarından biridir.
Atatürk’ün geometri çalışması, Türk milletine duyduğu güvenin somut bir sonucudur. Türkçenin bilimsel kavramları karşılayamayacağı düşüncesini kabul etmemiş; Türk dilinin imkânlarını araştırmış ve ortaya herkesin kullanabileceği bir eser koymuştur. Bugün bu terimlerin sınıflarda yaşamaya devam etmesi, çalışmanın ne kadar sağlam bir temele dayandığını göstermektedir.
Geometri, küçük hacimli fakat etkisi büyük bir Cumhuriyet eseridir. Atatürk’ün savaş meydanlarından devlet yönetimine, kültürden eğitime kadar uzanan çok yönlü liderliğinin farklı bir cephesini temsil eder. Bir milletin geleceğinin yalnızca sınırlarla değil; okulda kullanılan kelimelerle, bilimin anlatıldığı dille ve yetiştirilen kuşaklarla da kurulduğunu hatırlatır.
Sık Sorulan Sorular
Atatürk Geometri kitabını ne zaman yazdı?
Atatürk, Geometri kitabını Üçüncü Türk Dil Kurultayı’nın ardından 1936–1937 kışında Dolmabahçe Sarayı’nda hazırladı. Kitap 1937 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı.
Atatürk’ün Geometri kitabı kaç sayfadır?
Eserin ilk baskısı yaklaşık 44 sayfadan oluşmaktadır. Daha sonraki baskılarda sunuş, açıklama ve sözlükçe gibi ilaveler nedeniyle sayfa sayısı değişebilmektedir.
Atatürk hangi geometri terimlerini Türkçeye kazandırdı?
Alan, açı, çap, yarıçap, çember, kiriş, yay, üçgen, dörtgen, yamuk, eşkenar, ikizkenar, artı, eksi, çarpı ve bölü gibi bugün kullandığımız çok sayıda terim Atatürk’ün çalışmalarıyla Türk eğitim diline kazandırılmış veya yerleştirilmiştir.
Atatürk Geometri kitabını neden yazdı?
Geometri derslerinde kullanılan ağır terimlerin öğrencilerin öğrenmesini zorlaştırdığını gördüğü için kavramların açık ve anlaşılır Türkçe karşılıklarla öğretilmesini sağlamak amacıyla yazdı.
Atatürk Sivas Lisesinde geometri dersi verdi mi?
Evet. Atatürk, 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas Lisesindeki bir geometri dersine katıldı; tahta başına geçerek yeni Türkçe terimlerle geometrik şekilleri ve çeşitli konuları anlattı.
Atatürk’ün Geometri kitabı neden önemlidir?
Eser, Türkçenin bilim dili olarak kullanılabileceğini uygulamalı biçimde göstermiş ve bugün eğitim hayatımızda kullandığımız temel geometri terimlerinin yerleşmesini sağlamıştır.
Kaynakça
- Mustafa Kemal Atatürk, Geometri (1937), kütüphane kaydı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kütüphaneleri.
- Millî Eğitim Bakanlığı, “Atatürk’ün Yazılı Eserleri” — Geometri bölümü.
- Türk Dil Kurumu, Geometri kitabının hazırlanışı ve yayınına ilişkin tanıtım.
- Türk Dil Kurumu, “TDK Yayınlarında Atatürk”.
- Millî Eğitim Bakanlığı, “Eğitim ve Kültür” fotoğraf arşivi: Atatürk’ün Sivas Lisesinde geometri dersi, 13 Kasım 1937.








