Dil ve Edebiyat

Divânu Lügâti’t-Türk, XI. yüzyılda Karahanlı Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud tarafından hazırlanan ve Türk dilinin bilinen ilk kapsamlı sözlüğü olarak kabul edilen eşsiz bir eserdir.

Orhun Yazıtları, Göktürk Kağanlığı döneminde VIII. yüzyılda dikilen ve Türk adının geçtiği bilinen en eski yazılı belgeler arasında yer alan tarihî anıtlardır.

Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuz Türklerinin yaşamını, dünya görüşünü, inançlarını, toplumsal düzenini ve kahramanlık anlayışını destansı bir anlatımla aktaran en önemli Türk edebiyatı eserlerinden biridir.

Bugün “alkış” kelimesini duyduğumuzda aklımıza ellerimizi çırpmak gelir. Oysa yüzyıllar boyunca Türk dünyasında alkış, bir insan için edilen iyi dilek, dua ve kut dileği anlamına geliyordu.

Göçebe yaşam, doğayla kurulan güçlü ilişkiyi kaçınılmaz hâle getiriyordu. Ufkun rengi yaklaşan havayı haber verir, toprağın tonu mevsimi anlatır, gökyüzü ise yalnızca yön bulmaya değil, inanç dünyasını şekillendirmeye de yardımcı olurdu.

Bir kış sabahıydı. Orta Asya bozkırında, gökyüzü henüz ağarmaya başlamıştı. Uzakta otlayan atların nefesi soğuk havaya karışırken yaşlı bir ozan, çocukların etrafına toplandığını gördü. 

Unutulan Eski Türkçe sözcükler aslında tamamen kaybolmuş değil. Birçoğu yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan dil mirasımızın izlerini taşımaya devam ediyor.

Yunus Emre, Türk dilinin Anadolu’daki gelişiminde derin izler bırakan en önemli isimlerden biridir. 

Divânu Lügâti’t-Türk’te geçen bazı akrabalık adlarını sizler için derledik. Eski Türkçedeki toplumsal yapıyı ve dilin zenginliğini yansıtmayı amaçladık.