Kalgançı Çak, Türk mitolojisinde dünyanın sonunu anlatan nadir ama güçlü eskatolojik motiflerden biridir ve özellikle Altay Türkleri, Teleütler ve Telengitler arasında anlatılır. Bu mitlerde zamanla insanların yozlaşacağı, göğün çökeceği ve toplum düzeninin bozulacağı tasvir edilir. Bu kıyamet tasavvuru, yalnızca bir yıkımı değil, aynı zamanda bir uyarıyı ve arınmayı simgeler; kötülüğün hüküm sürdüğü bir çağın sona erip yeni bir düzenin kurulacağına işaret eder. Kalgançı Çak anlatıları, diğer inanç sistemlerinden etkilenmiş olarak görülse de, özünde Türklerin kendi kozmogonisi, ahlak anlayışı ve töre sistemine dayalıdır. Orhun Yazıtları’nda geçen “göğün basması, yerin delinmesi” gibi ifadeler de bu düşüncenin erken örneklerindendir. Dolayısıyla Kalgançı Çak sadece bir felaket senaryosu değil; Türklerin toplumsal değerlerini ve kutsalla bağını sorguladığı, mitolojik ve kültürel bir yüzleşmedir.
İnsanlar kötülüğe yönelir. Ata ile çocuk arasındaki saygı biter. Yiğitler dedikoducu olur, töre unutulur. Ülgen’e olan inanç zayıflar. Bu, kıyamet anlatısı olan Kalgançı Çak’ın habercisidir.
Gök demire, yer sarı bakıra döner. Dağlar sarsılır, taşlar ufalanır, sert ağaçlar kırılır. Ay ve Güneş artık ışık vermez.
İnsanlar küçülür. Erkekler başparmak kadar kalır. Halk ayaklanır. Baba çocuğunu, çocuk babasını tanımaz hale gelir.
Yaban soğanı değerli olur, altın ayak altında kalır ama kimse eğilip almaz. Kıymetsiz olan yücelir, kıymetli olan unutulur.
Yerde “köngül” adlı zehirli bir ot biter. Bu otun kökünden çıkan sarı çekirge, insan ve hayvanların kanını emer.
Deniz kabarır, dibi görünür. Oradan 9 kara taş yükselir. Her taştan 9 sandık çıkar. Her sandıktan da 9 savaşçı doğar. Geçtikleri her şeyi yıkarlar. Ağaçları keser, canlıları yok ederler.
Erlik’in yardımcıları Karaş ve Kerey yeryüzüne çıkar. Ülgen’in savaşçıları Mangdı-şire ve Maytere yeryüzüne inerek onlara karşı savaşır.
Maytere yaralanır. Akan kan yeryüzünü kaplar. Bu kan ateşe dönüşür. Dünya yanar. Dağlar devrilir, deniz taşar. Gökyüzü parçalanır.
Savaşın ardından yalnızca Ülgen kalır. “Ölenler kalksın!” diye seslenir. Ölüler dirilir. Eski dünya yok olur, yeni bir düzen başlar.