Türk Mitolojisinin Korkunç Varlığı: Al Karısı

turk mitolojisinde alkarisi

Al Karısı, Türk halk inanışlarında özellikle lohusa kadınlara ve yeni doğan çocuklara zarar verdiği düşünülen olağanüstü bir varlıktır. Alkarısı, al anası, al kızı ve albastı gibi adlarla karşılaşılır. Bununla birlikte farklı bölgelerde aynı adın kullanılması, anlatılan bütün özelliklerin de aynı olduğunu göstermez.

 

Bazı hikâyelerde doğum yapmış bir kadının yanına gelir. Bazılarında geceleri ahıra girer, atlara biner veya onların yeleleriyle uğraşır. Su kıyılarında yaşadığına ilişkin anlatılar da vardır. Bu çeşitlilik, Al Karısı’nı tek bir görünüş ve tek bir olay örgüsüyle tanımlamayı güçleştirir.

 

Konuyu incelerken iki soruyu ayırmak gerekir. Halkın bu varlık hakkında ne anlattığı, folklor araştırmasının konusudur. Bir insanın yaşadığı ateş, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtilerin sebebi ise sağlık değerlendirmesi gerektirir. Bir derlemede olayın albasması diye adlandırılması, tek başına tıbbi tanı oluşturmaz.

 

Al Karısı ile Albasması Arasındaki Fark

Al Karısı çoğunlukla olayın faili olarak düşünülen varlığı adlandırır. Albasması ise bu varlığın etkisine uğrama şeklinde açıklanan deneyim veya rahatsızlık için kullanılır. Albastı adı, kaynaklarda ve yerel söyleyişlerde bunlarla bağlantılı biçimlerde karşımıza çıkar. Terimlerin kullanımını, derlemenin yapıldığı çevre içinde değerlendirmek gerekir.

 

Bu ayrım anlatıların nasıl kurulduğunu anlamayı kolaylaştırır. Bir kişi yaşadığı sıkıntıyı anlatırken önce bedeninde hissettiği baskıdan söz edebilir. Ardından bunun sebebini Al Karısı’yla açıklayabilir. Böyle bir metinde deneyimin anlatılmasıyla deneyime verilen kültürel açıklama birlikte bulunur.

 

Al Karısı Nasıl Tasvir Edilir?

Esma Şimşek’in farklı bölgelerden örnekleri bir araya getirdiği çalışmada uzun saç, iri beden, uzun parmak ve olağan dışı tırnak gibi özelliklerle karşılaşılır. Kıyafet rengi ve görünüş bakımından da farklılıklar vardır. Bazı anlatılarda kırmızı, bazılarında koyu renkli giysiler öne çıkar.

 

Bu tasvirlerin hepsini tek bir bedende toplamak, kaynaklarda bulunmayan yeni bir karakter oluşturabilir. Bir bölgedeki ters ayak ayrıntısıyla başka bir yerdeki kıyafeti birleştiren çizim, sanatçının yorumudur. Böyle bir görsel hazırlanabilir, ancak bütün anlatıların ortak görünüşü olarak tanıtılmamalıdır.

 

Görünüşteki farklılıklar, korkunun nasıl somutlaştırıldığını da gösterir. Uzun parmak veya alışılmadık beden ölçüsü, tanıdık insan görünüşünü değiştirir. Dinleyici bir kadın biçimini tanır, fakat ayrıntılardaki uyumsuzluk ona olağanüstü bir varlıkla karşı karşıya olduğunu bildirir.

 

Al Karısı Neden Lohusalıkla Birlikte Anılır?

Doğumdan sonraki dönem, anne ve bebeğin bakımının aile hayatında öne çıktığı bir süreçtir. Halk anlatılarında bu dönemle bağlantılı korkular, belirli bir varlığın davranışları üzerinden açıklanabilir. Al Karısı’nın eve yaklaşması veya anneyi yalnız bulması gibi sahneler, bu anlatı çevresinin parçalarıdır.

 

Abdurrahman Küçük’ün ansiklopedi maddesinde lohusa kadın, bebek, ahır ve su başı gibi farklı alanlardaki inanışlar birlikte özetlenir. Aynı maddede korunma amacı taşıdığına inanılan nesneler ve Al Karısı’nı yakalama hikâyeleri de yer alır. Bunlar, kayda geçirilmiş halk kabulleridir.

 

Bir anlatının anneyle ilgili olması, onu anlatan herkesin aynı açıklamaya inandığı anlamına gelmez. Kimi kişi aile büyüklerinden duyduğu hikâyeyi aktarır, kimi kendi yaşadığını düşündüğü bir olayı anlatır. İnancın gücü ve hikâyenin aktarılma biçimi, araştırmanın ayrıca ele aldığı konulardır.

 

Kırk Gün ve Lohusanın Yalnız Bırakılmaması

albasti gercek mi

Doğumdan sonraki ilk kırk gün, Al Karısı anlatılarında sık karşılaşılan bir zaman aralığıdır. Anneyle bebeğin yalnız bırakılmaması, bazı derlemelerde bu süreyle bağlantılı olarak açıklanır. Burada kırk gün, halk kültürünün belirlediği bir geçiş süresidir. Sağlık bakımından bütün risklerin kırkıncı gün sona erdiği anlamına gelmez.

 

Özlem Demren’in Sivas araştırması, 2014–2017 yıllarında çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 114 kişiyle yapılan görüşmelere dayanır. Çalışma, lohusalıkla ilgili uygulamaların ve Al Karısı anlatılarının o dönemdeki yerel görünümlerini inceler. Böylece konunun yalnızca eski kitaplarda kalan bir hikâye olmadığı anlaşılır.

 

Ancak bir ilde belirli yıllarda yapılan görüşmeler, bütün Türkiye’nin bugünkü durumunu göstermez. Araştırmanın değeri, nerede ve kimlerle konuşulduğunun bilinmesidir. Bu bilgiler sayesinde bir uygulamanın hangi çevrede, hangi anlamla anlatıldığı izlenebilir. Yerel örnekler, genelleme yapılmadan karşılaştırılabilir.

 

Koruyucu Olduğuna İnanılan Nesneler

Derlemelerde kırmızı kumaş, ayna, demir eşya ve dinî metin gibi farklı nesnelere yer verilir. Bunların anneyle bebeği koruduğuna inanıldığı aktarılır. Nesneler, aynı ev içinde farklı anlamlarla bulunabilir. Birinin görünüşü, diğerinin malzemesi veya dinî değeri önemsenebilir.

 

Halkbilimci açısından burada sorulacak soru, insanların o nesneye nasıl bir görev verdiğidir. Nesnenin nerede bulundurulduğu ve kimin tarafından getirildiği de anlam taşıyabilir. Bu bilgiler bir inanışı tanımlar. Nesnenin hastalıkları önlediğini veya tedavi ettiğini kanıtlamaz.

 

Al Rengi Hem Korkuyla Hem Korunmayla Nasıl İlişkilendirilir?

Al Karısı hakkında okurken kırmızı rengin birden fazla yerde kullanıldığı görülür. Bazı tasvirlerde varlığın giysisi kırmızıdır. Lohusalıkla ilgili kimi uygulamalarda ise kırmızı kumaşa koruyucu anlam verilir. Aynı rengin bu iki kullanımda bulunması, anlamın nesne ve uygulamayla birlikte değiştiğini gösterir.

 

Hakan Saraç’ın Türk ve Slav inanışlarındaki kırmızı renk üzerine çalışması da renklerin farklı bağlamlarda kazandığı anlamları ele alır. Bir rengin bütün geleneklerde tek bir karşılığının bulunması beklenmez. Kırmızının kullanıldığı yer ve ona eşlik eden açıklama birlikte incelenmelidir.

 

Bu nedenle Al Karısı adını yalnızca kan rengine bağlayıp konuyu çözülmüş saymak yeterli değildir. Renk anlamıyla bir varlığın adının tarihini açıklamak farklı araştırma işleridir. Kelimenin farklı biçimleri ve eski kayıtları da değerlendirilmelidir. Konunun dil tarafını Türk kültüründe renkler ve dil yazımızda ayrıca ele alıyoruz.

 

Ahırda ve Atların Yanında Anlatılan Al Karısı

Al Karısı anlatıları doğum yapmış kadınların bulunduğu odalarla sınırlı kalmaz. Ahırdaki atların geceleri rahatsız edilmesi, yelelerinin örülmesi veya sabah yorgun bulunması gibi olayların ona bağlandığı rivayetler de vardır. Böylece aynı varlık, evin farklı çalışma ve yaşam alanlarına yerleşir.

 

Bu hikâyelerde dikkat çekici olan, gündelik hayatta fark edilen bir durumun olağanüstü bir faille açıklanmasıdır. Atın görünüşündeki değişim, gece yaşandığı düşünülen bir olayın işareti sayılır. Anlatıcı, gördüğü sonuçtan hareketle görünmeyen bir ziyaretin hikâyesini kurar.

 

Buradaki hayvan ayrıntıları, derlemenin yapıldığı çevrenin günlük hayatıyla bağlantılıdır. Ahır, sürü ve at bakımı hakkında bilgi sahibi dinleyici, anlatının mekânını kolayca tanır. Olağanüstü olayın tanıdık bir yerde geçmesi, hikâyenin yakınlık ve inandırıcılık etkisini güçlendirebilir.

 

Yakalanan Al Karısı ve Al Ocağı Anlatıları

albastidan nasil korunulur

Bazı efsanelerde Al Karısı’nın yakalandığı ve bir süre insanlara hizmet etmek zorunda kaldığı anlatılır. İğne veya çuvaldız gibi bir nesne, onun kaçmasını engelleyen unsur olarak hikâyeye katılır. Bu nesne çıkarıldığında varlığın uzaklaşabildiği rivayet edilir. Burada anlatılanlar efsanenin olaylarıdır.

 

Bu tür hikâyelerle bağlantılı olarak bazı ailelerin al ocaklısı sayıldığı görülür. Ailenin Al Karısı’na karşı özel bir koruma gücü taşıdığına inanılır. Böylece geçmişte yaşandığı söylenen bir karşılaşma, sonraki kuşaklara aktarılan bir aile özelliğini açıklamak için kullanılır.

 

Kelkit Çayı Çevresindeki Anlatılar

Açelya Oğuz Ekici’nin Kelkit araştırması, Al Karısı’nı su çevresindeki inanışlar içinde ele alır. Çalışmada Al Karısı ve Kıllıkız hakkında anlatılan örnekler incelenir. Bu iki adın aynı araştırmada bulunması, onların bütün özelliklerinin aynı olduğu anlamına gelmez. Her birinin anlatıdaki davranışlarına ayrı bakılır.

 

Al Karısı’nın yakalanması, hizmet etmesi ve kendisini tutan nesneden kurtulunca suya dönmesi, burada karşılaşılan olaylar arasındadır. Ayrıca al ocaklısı kabul edilen kişilerle bağlantılı uygulamalar kaydedilir. Böylece su kıyısı, aile anlatısı ve lohusalık çevresi arasında ilişkiler kurulur.

 

Su, bu örneklerde olayların geçtiği belirli bir çevredir. İnsanların bildiği çay, hikâyenin mekânı olduğunda anlatı uzak bir ülkede yaşanmış gibi duyulmaz. Dinleyicinin yolu, evi veya çocukluk hatıralarıyla ilişkili bir yere bağlanır. Bu yerel ayrıntılar folklor derlemelerinde önem taşır.

 

Memorat Nedir?

Memorat, kişinin olağanüstü olarak yorumladığı bir deneyimi kendisinin veya aktarım zincirindeki başka birinin anlattığı sözlü anlatı türüdür. Anlatıcı olayı yaşadığını söyleyebilir ya da yaşayan kişiyi tanıdığını belirtebilir. Bu özellik, metnin nasıl dinlendiğini ve neden inandırıcı bulunduğunu incelemeyi sağlar.

 

Bir Al Karısı hikâyesinde kimin konuştuğu bu yüzden önemlidir. Aileden duyulan bir olayla kişinin kendi deneyimi aynı biçimde aktarılmayabilir. Yer, zaman ve tanıdık kişilerin adları, anlatıya belirli bir yakınlık kazandırır. Araştırmacı bu ayrıntıları, anlatının kuruluşunu anlamak için kaydeder.

 

Bir deneyimin içtenlikle anlatılmasıyla ona verilen açıklamanın doğrulanması ayrı konulardır. Halkbilimi çalışması, anlatıcının sözünü ve yorumunu kayda geçirir. Görüşme yapılmış olması, olağanüstü varlığın gözlemlenerek kanıtlandığı anlamına gelmez. Derleme, insanların deneyimlerini hangi kavramlarla anlattığını gösterir.

 

Kütahya Derlemelerinde Değişen Görünüşler

Münire Baysan’ın Kütahya’da derlediği memoratlarda Al Karısı ve albasmasıyla ilişkilendirilen deneyimler farklı biçimlerde anlatılır. Bazı örneklerde belirgin bir şekil vardır. Bazılarında ise görünür bir varlıktan çok baskı veya ağırlık hissi tarif edilir. Bu çeşitlilik, tek bir görünüş listesiyle yetinilemeyeceğini gösterir.

 

Aynı çalışmada aile büyüklerinden duyulan olaylar da kişisel deneyimler de bulunur. Bu ayrım, hikâyenin nasıl aktarıldığını izlemeye yardım eder. Bir kişinin anlattığı olayın sonraki kuşakta hangi ayrıntılarla hatırlandığı, sözlü kültürün araştırılabilecek yönlerinden biridir.

 

Kırgızistan’daki Albastı Anlatıları

Rifat Nergiz’in Kırgızistan üzerine çalışmasında uyku sırasında baskı altında kalma, hareket edememe ve ses çıkaramama gibi deneyimlerin Albastı’yla ilişkilendirildiği örnekler ele alınır. Böylece lohusalık merkezli Anadolu anlatılarıyla birlikte düşünülse de farklı bir deneyim çevresi belirginleşir.

 

Bu örnekleri karşılaştırırken yalnızca adların benzemesine bakılmaz. Olayın uyku sırasında mı yaşandığı, doğumla ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği ve anlatıcının nasıl bir varlık tarif ettiği de sorulur. Aynı ad çevresinde dolaşan hikâyeler, farklı durumları açıklamak için kullanılabilir.

 

Albasması Tek Bir Hastalığın Adı mı?

Albasması, halk anlatılarında kullanılan bir adlandırmadır. Farklı metinlerde ateşli hastalık, baskı hissi, korku veya davranış değişikliği gibi birbirinden farklı durumlarla ilişkilendirilebilir. Bu yüzden bütün örnekleri tek bir tıbbi hastalıkla eşitlemek, hem anlatıların çeşitliliğini hem de sağlık sorunları arasındaki farkları kaybettirir.

 

Eski bir derlemede aktarılan olaya, yalnızca birkaç cümleden hareketle kesin tanı koymak mümkün değildir. Olayın ne kadar sonra anlatıldığı, belirtilerin nasıl hatırlandığı ve aktarıcıların hangi ayrıntıları eklediği bilinmeyebilir. Folklor metniyle klinik değerlendirme farklı bilgi türlerine dayanır.

 

Doğum Sonrası Belirtiler Nasıl Değerlendirilmeli?

Doğumdan sonra ortaya çıkan sağlık sorunları, olağanüstü bir varlıkla açıklanarak bekletilmemelidir. CDC, 38 derece ve üzeri ateş, nefes darlığı ve yoğun kanama gibi belirtileri acil değerlendirme gerektiren uyarılar arasında sayar. Bu durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

 

NHS de doğum sonrası psikozu acil değerlendirme gerektiren bir sağlık durumu olarak tanımlar. Belirgin kafa karışıklığı, gerçekte olmayan şeyleri görme veya duyma gibi belirtiler ortaya çıktığında aynı gün acil tıbbi yardım alınmalıdır. Bir halk inanışının kayda geçirilmesi, bu belirtileri açıklayacak tıbbi değerlendirmeye alternatif oluşturmaz.

 

Al Karısı Edebiyatta Nasıl Değişir?

Al Karısı motifi çağdaş edebiyatta yeniden kullanılabilir. Tülin Arseven, Elif Şafak’ın Siyah Süt adlı eserini Al Karısı ve albasması inanışı bakımından inceler. Çalışma, geleneksel bir korku figürünün annelik ve doğum sonrası deneyimlerin anlatıldığı edebî bir metinde nasıl dönüştürülebildiğini ele alır.

 

Bir yazar, halk anlatısındaki görünüşü değiştirebilir, karaktere yeni konuşmalar verebilir veya onu farklı bir anlatım amacıyla kullanabilir. Ortaya çıkan figür, eserin kendi dünyasına aittir. Romandaki her ayrıntıyı eski inanışın değişmeden korunmuş parçası saymamak gerekir.

 

Bu ayrım görsel çalışmalar için de geçerlidir. Bir korku filmindeki Al Karısı, belirli bir köyden derlenen anlatının aynısı olmayabilir. Kostüm, ses ve hareketler yapımın tercihleridir. Halk anlatısının kaydıyla ondan esinlenen eseri ayırmak, motifin zaman içinde nasıl değiştiğini görmeyi sağlar.

 

Bu Anlatılar Bize Ne Gösterir?

Al Karısı anlatıları, korkunun belirli mekânlar ve deneyimler üzerinden nasıl ifade edildiğini gösterir. Lohusa odası, ahır ve çay kıyısı aynı figürün farklı görevlerle yer aldığı çevrelerdir. Bu örneklerde bakım, tehlike, aileden aktarılan bilgi ve tanıdık yerler bir araya gelir.

 

Bir hikâyenin ayrıntılarını korumak, onu anlamanın önemli bir parçasıdır. Nerede derlendiği ve kimin anlattığı belirtildiğinde, okuyucu genel bir korku tasviri yerine belirli bir kültürel kayda ulaşır. Al Karısı’nın halk kültüründeki çeşitliliği de bu somut örnekler üzerinden görülebilir.

 

Sık Sorulan Sorular

Al Karısı gerçek mi?

Al Karısı, halk inanışlarında ve sözlü anlatılarda yer alan olağanüstü bir varlıktır. Folklor derlemeleri insanların onun hakkında anlattıklarını kaydeder. Bu kayıtlar, varlığının bilimsel olarak kanıtlandığını göstermez.

 

Al Karısı ile albastı aynı anlamda mı kullanılır?

Kullanım bölgeye ve metne göre değişebilir. Al Karısı çoğunlukla varlığı, albasması ise onun etkisine uğrama şeklinde yorumlanan deneyimi anlatır. Albastı adı bu iki kullanım çevresinde de görülebilir.

 

Al Karısı yalnızca lohusalara mı gelir?

Lohusalıkla bağlantılı anlatılar yaygındır. Ancak atlar, ahırlar, su kıyıları ve uyku deneyimleriyle ilişkili örnekler de kaydedilmiştir. Bunların hepsi aynı olay örgüsüne sahip değildir.

 

Al Karısı ile karabasan aynı şey mi?

Bu adlar bazı anlatılarda benzer deneyimleri açıklamak için kullanılabilir. Ancak bütün Al Karısı anlatılarını karabasanla eşitlemek doğru olmaz. Anlatının içeriği ve sağlıkla ilgili durumlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

 

Kaynakça