Henüz üzerinde yürünecek bir kara parçasının bulunmadığı, her tarafın suyla kaplı olduğu bir başlangıç. Altay Türklerinden derlenen yaratılış anlatılarının dikkat çekici sahnelerinden biri budur. Bildiğimiz yeryüzü henüz oluşmamıştır. Toprağın ortaya çıkması, insanların yaratılması ve yaşamın düzenlenmesi, bundan sonra gerçekleşen olaylarla açıklanır.
Türk mitolojisinde yaratılış konusu, farklı topluluklardan kaydedilmiş anlatıları kapsar. Bunlar arasında Altay çevresinden derlenen metinler önemli bir yer tutar. Wilhelm Radloff ve Vasili Verbitskiy’nin on dokuzuncu yüzyılda kaydettiği örnekler, Türkiye’deki araştırmalarda sık kullanılan kaynaklardandır. Ancak bu metinler aynı hikâyenin kelimesi kelimesine iki kopyası değildir.
Bir derlemede yaratma düşüncesiyle bağlantılı Ak Ene öne çıkar. Diğerinde suyun dibinden getirilen toprak ve bu toprağın bir bölümünün gizlenmesi anlatılır. İnsanların ortaya çıkışı da farklı biçimlerde açıklanır. Bu ayrımları koruyarak okuduğumuzda, anlatıların hangi sorulara nasıl cevap verdiğini daha rahat takip edebiliriz.
Yaratılış Miti Nedir?
Yaratılış miti, dünyanın, insanların veya yaşamı oluşturan unsurların başlangıcını konu alan anlatıdır. Evrenin oluşumunu anlatan metinler için kozmogoni kavramı kullanılır. İnsanın nasıl ortaya çıktığını ele alan bölümler ise insanın yaratılışına ilişkin anlatılar olarak ayrıca incelenebilir. Aynı metin her iki konuyu birlikte işleyebilir.
Altay örneklerinde de önce yaşam alanının oluşması, ardından insanların ve başka varlıkların ortaya çıkması anlatılır. Bazen olaylar bununla bitmez. İnsanların neden çalışmak zorunda kaldığı, yeryüzünün neden engebeli olduğu veya kötülüğün yaşamda nasıl yer bulduğu gibi sorular da başlangıçtaki olaylara bağlanır.
Bu metinleri okurken anlatılan dünyanın kendi kurallarını izlemek gerekir. Bir avuç toprağın büyümesi, bir ağacın insanlığın başlangıcında yer alması veya sözün yaratıcı bir sonuç doğurması bu kuralların parçalarıdır. Mitoloji araştırması, bu sahnelerin anlatıdaki görevini ve kültürel anlamını inceler.
Altay Yaratılış Anlatıları Nasıl Kaydedildi?
Radloff ve Verbitskiy’nin derlemeleri, sözlü gelenekte anlatılan metinlerin yazıya geçirilmesiyle oluşmuştur. Türkiye Türkçesinde bu anlatıların tanınmasında Abdülkadir İnan ve Bahaeddin Ögel gibi araştırmacıların çalışmaları etkili olmuştur. Sonraki yayınlar da bu aktarımları karşılaştırmış, farklılıklarını ve yorumlanması gereken noktalarını ele almıştır.
Bir metnin kaydedildiği tarih, onun ilk kez anlatıldığı tarih değildir. Buna karşılık sözlü gelenekten gelmesi de bütün ayrıntılarının değişmeden çok eski dönemlerden kaldığını göstermez. Elimizde belirli bir zamanda yazıya geçirilmiş bir anlatı vardır. Daha eski biçimlerini araştırmak için başka kayıtlarla karşılaştırma yapılır.
Bu nedenle aşağıdaki bölümlerde iki derleme ayrı ayrı ele alınıyor. Verbitskiy anlatısıyla bağlantılı Ak Ene sahnesi, Radloff metnindeki toprak çıkarma olayının başlangıcına eklenmiyor. Böylece okuyucu hangi ayrıntının hangi anlatım içinde bulunduğunu görebiliyor.
Başlangıçtaki Su Nasıl Bir Dünya Kurar?
Başlangıçta geniş bir suyun bulunması, anlatıya belirgin bir sorun getirir. Yerleşilecek, durulacak veya üzerinde yaşam kurulacak bir kara yoktur. Yaratılış ilerledikçe bu durum değişir. Önceki hâliyle sonraki hâli arasındaki fark, dünyanın oluşmasını dinleyicinin zihninde görünür kılar.
Buradaki suyu bugünkü haritalarda gösterilen belirli bir denizle eşleştirmek gerekmez. Anlatı henüz dağların, ülkelerin ve yerleşimlerin bulunmadığı bir başlangıcı tasvir eder. Bu yüzden su, olayların gerçekleştiği ilk çevredir. Toprağın ortaya çıkışı da bu çevrede yeni bir yaşam alanının oluşmasını sağlar.
Verbitskiy Derlemesinde Ülgen ve Ak Ene
Verbitskiy’nin kaydettiği anlatının Türkiye Türkçesine aktarılan biçiminde Ülgen, başlangıçtaki suyla kaplı çevrede bulunur. Durabileceği bir yer arayışı ve suyun içinden çıkan taşla ilgili sahne, yaratılışın ilk hareketlerini oluşturur. Henüz insanların yaşadığı düzen kurulmamıştır.
Bu anlatımda Ak Ene, Ak Ana adıyla da tanınan bir kadın figürü olarak suyun yüzünde görünür. Ülgen’e yaratma sırasında söyleyeceği sözü bildirir. Türkiye Türkçesindeki aktarımlarda bu öğüt, yaratma eyleminin gerçekleştiğini bildiren bir söyleyişle karşılanır. Ardından Ak Ene sahneden çekilir.
Ak Ene’nin Öğüdünde Sözün Yeri
Ak Ene’nin kısa süre görünmesi, anlatıdaki görevini önemsiz kılmaz. Öğüdü, yaratılışın nasıl ilerleyeceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Sahnenin dikkat çekici yanı, bir düşüncenin ve söylenen sözün sonuç doğurmasıdır. Dünya, anlatı içinde verilen bir buyrukla biçimlenmeye başlar.
Burada söz, karakterler arasındaki konuşmanın ötesinde bir eylem niteliği kazanır. Ülgen’in ne söyleyeceğini öğrenmesiyle yaratılışın gerçekleşmesi arasında bağ kurulur. Dinleyici, önce bir ihtiyaçla, sonra bu ihtiyaca verilen cevapla karşılaşır. Ak Ene’nin rolü de bu kısa olay dizisi içinde belirginleşir.
Bu sahneden Ak Ene’nin bütün hayatını veya ayrıntılı bir soy ağacını çıkarmak mümkün değildir. Metinde görünmesi, öğüt vermesi ve çekilmesi anlatılır. Sonraki çizimlerde ona eklenen kıyafetler, taçlar veya belirli bir dış görünüş, kaynakta ayrıca gösterilmedikçe sanatçının tercihi olarak değerlendirilmelidir.
Dünyayı Taşıyan Balıklar
Verbitskiy anlatısının aktarımlarında dünyanın dayanağıyla bağlantılı balıklar da bulunur. Ortadaki balığın hareketiyle dünyanın düzeninin bozulması arasında ilişki kurulur. Böylece yaratılmış yerin nasıl ayakta durduğu ve büyük bir sarsıntının nasıl meydana gelebileceği aynı tasvir içinde açıklanır.
Bu bölüm, yaratılışın ardından düzenin korunması meselesini gündeme getirir. Bir dünyanın ortaya çıkmasıyla onun sürekli dengede kalması farklı olaylardır. Anlatı, bu dengeyi bir canlının konumuyla ilişkilendirir. Küçük bir hareketin çok büyük bir sonuç doğurabilmesi, sahnenin akılda kalmasını sağlar.
Balık motifini gösteren bir resim, anlatıya eşlik edebilir. Ancak görseldeki ölçülerden veya yerleşimden ayrıntılı bir tarihî evren haritası üretmek doğru olmaz. Metnin verdiği ilişki, dünyanın bir dayanak üzerinde tasavvur edilmesidir. Çizimin eklediği geometrik düzen ise ayrıca belirtilmelidir.
Radloff Derlemesinde Tanrı ve Kişi
Radloff’un kaydettiği anlatıda başlangıçta Tanrı ile Kişi adı verilen varlık birlikte görünür. Bu metindeki adlandırmayı Verbitskiy anlatısındaki Ülgen adıyla her cümlede değiştirmek, iki derleme arasındaki ayrımı örter. Karakterleri, incelenen aktarımda kullanılan adlarıyla takip etmek daha anlaşılır bir olay örgüsü sağlar.
Kişi, hikâyede başlangıçtan itibaren etkin davranır. İstekleri ve yaptığı seçimler yaratılışın gidişini etkiler. Sonraki bölümlerde Erlik adıyla ilişkilendirilen bu varlığın konumu, olaylar ilerledikçe belirginleşir. Başlangıç sahnesiyle sonraki çatışmaları birlikte okumak, değişimin nasıl kurulduğunu gösterir.
Bu derlemede yeryüzünün oluşması için suyun dibinden toprak getirilir. Kara, henüz görünmeyen bir maddenin elde edilmesi ve yayılmasıyla ortaya çıkar. Böylece anlatı, suyla kaplı ilk çevreden insanların yaşayabileceği toprağa geçişi bir dizi eylem üzerinden açıklar.
Suyun Dibinden Toprak Çıkarılması
Radloff anlatısında Tanrı, Kişi’den suyun dibine inerek toprak getirmesini ister. Getirilen toprak suyun üzerine yayılır ve yer oluşur. Ardından yeniden toprak istenir. Bu kez Kişi, aldığı toprağın bir bölümünü kendisine ait bir yer meydana getirmek amacıyla ağzında saklar.
Ancak saklanan toprak da büyümeye başlar. Kişi’nin gizlice ayırdığı madde, denetleyemediği bir tehlikeye dönüşür. Ağzındaki toprağı çıkarmak zorunda kalır ve bu olay yeryüzündeki engebelerin oluşumuyla ilişkilendirilir. Böylece bir karakterin kararı, insanların gördüğü çevrenin biçimini açıklayan olay hâline gelir.
Saklanan Toprak Motifi Ne Anlatır?
Sahnenin etkisi, küçük bir miktarla büyük bir sonuç arasındaki ilişkiden doğar. Başlangıçta gizlenebilecek kadar az görünen toprak, büyüdüğünde saklanamaz. Kişi’nin kendisine alan ayırma isteğiyle bunun sonucu arasında açık bir gerilim bulunur. Olayların yönünü değiştiren şey, verilen görevin farklı bir amaçla yapılmasıdır.
Bu bölüm aynı zamanda yeryüzünün biçimine ilişkin bir açıklama sunar. Dinleyicinin tanıdığı tepeler ve engebeler, başlangıç zamanında yaşanan bir olaya bağlanır. Bu tür anlatımlarda çevredeki bir özelliğin neden var olduğu açıklanır. Araştırmalarda buna köken açıklayıcı veya etiyolojik işlev denir.
Suya dalıp toprağı çıkarma motifi başka kültürlerin yaratılış anlatılarında da görülür. Mariia Talianova Eren’in karşılaştırmalı çalışması, farklı bölgelerdeki örnekleri bu çerçevede ele alır. Dalan varlık her anlatıda aynı değildir. Kuşların veya başka canlıların görev aldığı örnekler de bulunur.
Dokuz Dallı Ağaç ve İnsanların Ortaya Çıkışı
Radloff derlemesinde insanların ortaya çıkışı, bir ağacın dokuz dalıyla ilişkilendirilir. Dallarla bağlantılı olarak dokuz kişinin türemesi ve bunlardan toplulukların meydana gelmesi anlatılır. Böylece insanlığın çoğalması, tek bir ailenin günlük hayatından daha geniş bir başlangıç tasviri içinde açıklanır.
Ağaç burada insanın kökeniyle bağlantılıdır. Bu kullanım, her ağaç tasvirinin aynı görevi üstlendiğini göstermez. Bir anlatıda insanların başlangıcını açıklayan ağaç, başka bir eserde mekânı betimlemek veya farklı alanları ilişkilendirmek için kullanılabilir. Önce ilgili metindeki olaylara bakılmalıdır.
Mehmet Aça, insan bedeni üzerine çalışmasında ağaçla ve toprakla ilişkilendirilen farklı yaratılış örneklerini birlikte değerlendirir. Bu örnekler, insanın başlangıcının Türk anlatılarında tek bir maddeye bağlanmadığını gösterir. Aynı soruya verilen cevaplar, metinden metne değişebilir.
Toprak ve Kamıştan Yaratılan İnsanlar
Verbitskiy anlatısının yaygın Türkiye Türkçesi aktarımında ise kemikleri kamışla, bedenleri toprakla ilişkilendirilen insanlar bulunur. Canlanma ve akıl kazanma, yaratıcı varlığın nefesiyle anlatılır. Burada bedenin malzemesiyle ona hayat kazandıran eylem ayrı ayrı belirtilir.
Kamışın bedenin iç yapısıyla ilişkilendirilmesi, tanınan bir doğal varlığın özelliklerinden yararlanan bir tasvirdir. Toprak da biçim verilebilen madde olarak anlatıya katılır. Bu sahnede hareket eden insanın ortaya çıkması için malzemenin şekillenmesi ve canlanması birlikte gerekir.
Ekber Enveri’nin toprak üzerine incelemesi, insanın toprakla ilişkilendirildiği anlatıları değerlendirirken doğal çevreyi ve yaşam biçimini de tartışır. Çalışmanın yaklaşımı, benzer bir malzemenin kullanılmasını açıklarken birden fazla etkenin düşünülmesi gerektiğini gösterir. Her benzerlik için tek bir köken açıklaması yeterli olmayabilir.
Yasak Meyve ve İnsan Hayatının Değişmesi
Radloff anlatısının ilerleyen bölümünde insanların yediği meyveler ve bunlara getirilen yasak ele alınır. Erlik’in müdahalesiyle yasağın çiğnenmesi, Törüngey ve Eje’nin hayatında değişikliklere yol açar. Anlatı, insanın bugünkü durumunu başlangıçtaki bir davranışın sonuçlarıyla ilişkilendirir.
Serkan Sayar’ın yaratılış ve kötülük ilişkisini incelediği çalışmada bu bölüm, başka dinlerin anlatılarıyla karşılaştırılır. Yasak, yönlendirme, davranış ve sonuç gibi ortak başlıklar üzerinden benzerlikler görülebilir. Bununla birlikte metinlerdeki kişilerin ve olayların bütün ayrıntıları aynı değildir.
Bu bölümde anlatının konusu da genişler. İlk sahnelerde dünyanın nasıl oluştuğu sorulurken burada insan hayatındaki güçlükler açıklanır. Çalışma, acı çekme ve sorumluluk gibi deneyimler başlangıç zamanına bağlanır. Yaratılış öyküsü böylece insanların yaşadığı şartları açıklamayı sürdürür.
Ülgen ve Erlik’in Rolleri Neden Değişir?
İki derlemede Erlik’in ortaya çıkışı ve yaratılışa katılışı aynı sırayla verilmez. Radloff anlatısında başlangıçtan itibaren Kişi üzerinden gelişen bir ilişki vardır. Verbitskiy aktarımında ise Erlik’in yaratılışı ayrı bir olay olarak anlatılır. Bu fark, karakterlerin birbirleriyle bağını da etkiler.
Dolayısıyla bütün metinlere uygulanacak tek bir akrabalık şeması kurmak güçtür. Bir anlatıda kullanılan yakınlık ifadesi, başka bir anlatının başlangıcına taşınmamalıdır. Figürlerin genel özellikleri için Ülgen ve Erlik üzerine yazımızı da okuyabilirsiniz. Bu yazının odağı ise yaratılış olaylarının hangi sırayla geliştiğidir.
İki Derlemenin Temel Farkları
| Konu | Radloff derlemesi | Verbitskiy’nin yaygın aktarımı |
|---|---|---|
| Ak Ene | İlgili yaratılış metninde bulunmaz | Yaratma konusunda öğüt verir |
| Yerin oluşumu | Suya dalarak çıkarılan toprakla anlatılır | Ülgen’in yaratma buyruğu öne çıkar |
| İnsanların başlangıcı | Dokuz dallı ağaçla ilişkilendirilir | Toprak ve kamıştan oluşturulan bedenler anlatılır |
Yaratılış Anlatıları Edebiyatta Nasıl Kullanılır?
Bu motifler sonraki edebî eserlerde yeniden işlenebilir. Abdulselam Arvas ve Ahmet Serdar Arslan, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun eserini Altay yaratılış mitiyle ilişkisi üzerinden inceler. Böyle bir eserde yazar, farklı anlatı parçalarını birleştirebilir ve olaylar arasında yeni bağlantılar kurabilir.
Ortaya çıkan edebî metin kendi bütünlüğü içinde okunur. Ancak onu eski derlemenin doğrudan kopyası saymamak gerekir. Bir romandaki konuşma, karakter betimlemesi veya ayrıntılı sahne yazarın katkısı olabilir. Kaynak anlatıyla edebî yeniden yazımı ayırmak, her iki metni de daha doğru değerlendirmeyi sağlar.
Yaratılış, insanın başlangıcını açıklarken türeyiş anlatıları belirli bir soyun veya topluluğun ortaya çıkışına odaklanabilir. Bu ikinci konunun farklı bir örneğini bozkurt efsanesi üzerine yazımızda bulabilirsiniz. Benzer köken soruları, farklı olay örgüleriyle cevaplanır.
Sık Sorulan Sorular
Türk mitolojisinde tek bir yaratılış hikâyesi mi vardır?
Farklı topluluklardan ve anlatıcılardan kaydedilmiş çeşitli örnekler bulunur. Bu yazıda özellikle Radloff ve Verbitskiy’nin Altay çevresinden derlediği anlatıların yaygın aktarımları karşılaştırılmıştır.
Ak Ene kimdir?
Verbitskiy anlatısında Ülgen’e yaratma konusunda öğüt veren kadın figürüdür. Ak Ana adıyla da anılır. Aynı figür, burada karşılaştırılan Radloff metninde bulunmaz.
Erlik neden ağzında toprak saklar?
Radloff anlatısında kendisine ait bir yer meydana getirmek ister. Sakladığı toprağın büyümesiyle zor durumda kalır. Toprağı dışarı çıkarması, yeryüzündeki engebelerle ilişkilendirilir.
İlk insanlar ağaçtan mı, topraktan mı yaratılır?
İncelenen anlatıya göre cevap değişir. Radloff metninde dokuz dallı ağaç öne çıkar. Verbitskiy’nin yaygın aktarımında toprak ve kamışla oluşturulan bedenler anlatılır.
Kaynakça
- Kayabaşı, Rabia Gökcen ve Bursa, Veyis (2023). Yaratılış Mitlerine Dair İlk İnanışlar: Altay Yaratılış Mitlerinin Radloff ve Verbitskiy Derlemeleri Açısından Karşılaştırılması. Türk Kültürü, 17(2), 65–76. İnan ve Ögel’in aktarımları üzerinden yapılan karşılaştırma.
- Sayar, Serkan (2022). Bazı Dinlerde ve Altay ve Yakut Mitlerinde Yaratılış ve Kötülük İlişkisi. ETÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14, 178–202.
- Talianova Eren, Mariia (2023). “Suların Dibine Dalış” Motifli Dünyanın Yaratılış Miti Işığında Karşılaştırmalı Mitoloji ve Arkeolojik Yaklaşım. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 16(42), 501–523.
- Enveri, Ekber (2018). Türk Yaratılış Mitlerinde Toprak. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 11(24), 91–99.
- Aça, Mehmet. Mitten Destana Beden. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi. İnsan bedeninin yaratılış anlatılarındaki tasvirlerine ilişkin inceleme.
- Arvas, Abdulselam ve Arslan, Ahmet Serdar (2025). Edebî Eser-Folklor İlişkisi Bağlamında Türk Destanı ve Altay Yaratılış Miti Üzerine Bir Değerlendirme. Van İnsani ve Sosyal Bilimler Dergisi, 9, 35–49.









