Atatürk’ün Orhun Yazıtlarına Verdiği Önem

ataturkun orhun yazitlarina verdigi onem

Orhun Yazıtları, Türklerin kendi tarihlerini kendi dilleriyle anlattığı en önemli yazılı kaynaklar arasındadır. Bugünkü Moğolistan’da bulunan bu anıtlarda savaşların ve hükümdarların yanı sıra devletin nasıl yönetildiği, milletin hangi güçlüklerden geçtiği ve bağımsızlığın nasıl korunduğu anlatılır. Yazıtları değerli kılan özelliklerden biri de budur: Geçmişe ilişkin bilgileri yalnızca başka toplumların kayıtlarından değil, dönemin Türk yöneticilerinin sözlerinden öğrenmemizi sağlarlar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Orhun Yazıtlarıyla ilişkisi ele alınırken, onun yazıtlar hakkında söylediği iddia edilen kaynağı belirsiz sözlere dayanmak doğru olmaz. Konuyu anlamanın daha sağlam yolu, Atatürk döneminde eski Türk tarihine ve Türkçenin tarihî kaynaklarına yönelik çalışmaların nasıl kurumsallaştığına bakmaktır. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu çevresinde yürütülen araştırmalar, Orhun Yazıtlarının Türkiye’de incelenmesi için önemli bir zemin oluşturmuştur.

Orhun Yazıtları Nedir?

Orhun Yazıtları denildiğinde çoğunlukla Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adına dikilen anıtlar kastedilir. II. Göktürk Kağanlığı dönemine ait bu metinlerden Kül Tigin Yazıtı 732, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılına tarihlenir. Tonyukuk Yazıtı’nın dikiliş tarihi ise kesin olarak bilinmemekle birlikte 8. yüzyılın ilk yarısına yerleştirilir.

Yazıtlar, dönemin olaylarını anlatan birer tarih kaynağıdır; fakat yalnızca olay sıralaması sunmazlar. Kağanların millete seslenişi, geçmişte yapılan hatalara ilişkin uyarılar ve devletin yeniden kuruluşuna dair anlatılar da metinlerin önemli parçalarıdır. Bu nedenle yazıtlar, eski Türk siyasi düşüncesini ve Türkçenin anlatım gücünü birlikte inceleme imkânı verir.

Taşlara Yazılan Devlet ve Millet Hafızası

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında Türk milletinin geçmişte bağımsızlığını nasıl kaybettiği ve daha sonra nasıl yeniden devlet kurduğu anlatılır. Metinlerde yöneticilerin başarıları kadar yanlış kararların doğurduğu sonuçlara da yer verilir. Böylece yazıtlar, gelecek kuşaklara seslenen birer uyarı niteliği kazanır.

Yazıtlarda geçen “Türk budun” ifadesi, Türk milletinin kendi adıyla anılmasının erken yazılı örneklerinden biridir. “İl” ve “töre” gibi kavramlar ise devlet düzeni ile toplumsal hayat arasındaki ilişkiyi anlamak bakımından önemlidir. Kağanın milleti koruma, bir arada tutma ve refaha kavuşturma sorumluluğu metinlerde tekrar tekrar vurgulanır.

Bu anlatım, yazıtların yalnızca hükümdarlar için hazırlanmış anıtlar olmadığını gösterir. Metinler millete seslenir; birlik, bağımsızlık ve yönetim konusunda düşünmeye çağırır. Bugün Orhun Yazıtlarının tarih ve dil çalışmalarının yanında düşünce tarihi açısından da okunmasının nedeni budur.

Yazıtlar Nasıl Bulundu ve Okundu?

Orhun bölgesindeki büyük yazıtlar, 19. yüzyılın sonlarında bilim dünyasında yoğun biçimde incelenmeye başladı. Nikolay Yadrintsev’in 1889’daki araştırmaları, Kül Tigin ve Bilge Kağan anıtlarının tanınmasında belirleyici oldu. Ardından çeşitli ülkelerden araştırmacılar yazıtların kopyaları, dili ve tarihî içeriği üzerinde çalıştı.

Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen, yazıtlarda kullanılan alfabeyi 1893’te çözdüğünü duyurdu. Vasili Radloff da metinlerin yayımlanması ve incelenmesi konusunda çalışmalar yaptı. Alfabenin okunması, taşların üzerindeki Türkçe anlatının araştırmacılara açılmasını sağladı. Böylece eski Türk tarihinin bazı dönemleri, Türklerin bıraktığı doğrudan belgeler üzerinden incelenebilir hâle geldi.

Bu keşif Cumhuriyet’ten önce gerçekleşmişti. Dolayısıyla Orhun Yazıtları Atatürk döneminde bulunmuş veya ilk kez o dönemde okunmuş değildir. Cumhuriyet döneminin katkısı, mevcut bilgi birikiminin Türkiye’deki tarih ve dil araştırmaları içinde daha geniş ve düzenli biçimde ele alınmasıdır.

Atatürk’ün Tarih Araştırmalarına Verdiği Yön

Atatürk döneminde Türk tarihinin farklı çağlarına yönelik araştırmalar önem kazandı. Eski Türk toplulukları, Anadolu’nun tarihi ve Türklerin çeşitli bölgelerde kurduğu devletler, tarih çalışmalarının konuları arasında yer aldı. Bu yaklaşım, Türk tarihini yalnızca yakın dönemlerin olaylarıyla sınırlamayan geniş bir araştırma alanı oluşturdu.

Orhun Yazıtları bu alanın temel belgelerindendi. Çünkü yazıtlar, 8. yüzyıl Türkçesiyle yazılmış metinler olarak dilin geçmişine ışık tutuyor; aynı zamanda II. Göktürk Kağanlığı’nın siyasi hayatına ilişkin bilgi veriyordu. Bir tarihçi yazıtlardan dönemin olaylarını incelerken, bir dil bilimci aynı metinler üzerinden kelimeleri, cümle kuruluşunu ve yazı sistemini araştırabiliyordu.

Atatürk’ün bu mirasa verdiği önemi, belirli bir yazıt için verdiği doğrulanmamış bir emir veya ona atfedilen kaynaksız bir söz üzerinden anlatmak yerine, desteklediği araştırma kurumları ve bu kurumların yayımladığı çalışmalar üzerinden değerlendirmek daha isabetlidir.

Türk Tarih Kurumu ve Eski Türk Tarihi

Türk Tarih Kurumunun temeli, 1930’da Türk Ocakları bünyesinde oluşturulan tarih heyetine dayanır. Heyet, 15 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla yeniden teşkilatlandı. Kurumun amacı Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak, elde edilen bilgileri yayımlamak ve tarih çalışmalarını geliştirmekti.

Bu çalışmalar bakımından Orhun Yazıtları özel bir değere sahipti. Yazıtlar, eski Türk devletlerinden birinin kendi döneminde üretilmiş belgeleridir. Sonraki yüzyıllarda yazılmış anlatılarla karşılaştırıldığında, olaylara ve dönemin kavramlarına daha yakın bir kaynak sunarlar. Elbette anıtların hükümdarlık çevresinde hazırlanmış metinler olduğu da göz önünde tutulmalıdır. Tarih araştırması, yazıtlardaki anlatımı başka belgeler ve bulgularla birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Cumhuriyet döneminde tarih çalışmalarına verilen kurumsal destek, Orhun Yazıtları gibi kaynakların yalnızca merak konusu olarak görülmemesine katkı sağladı. Eski Türk tarihi, araştırılması ve öğretilmesi gereken bir akademik alan olarak daha görünür hâle geldi.

Türk Dil Kurumu ve Yazıtların Dili

Atatürk’ün isteğiyle 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Daha sonra Türk Dil Kurumu adını alan bu kurumun çalışmaları, Türkçenin geçmişinin araştırılması açısından önemliydi. Bir dilin tarihini anlamak için yalnızca güncel konuşma ve yazı diline bakmak yeterli değildir; eski metinleri de incelemek gerekir.

Orhun Yazıtları, Türkçenin erken dönemlerine ait kapsamlı metinler sunduğu için bu araştırmalarda temel kaynaklardan biri oldu. Yazıtlardaki kelimeler, ekler ve cümle yapıları; Türkçenin tarihî gelişimini inceleyen araştırmacılara somut veriler sağlar. Metinlerin dili, siyasi olayları ve soyut düşünceleri aktarabilecek genişlikte bir yazılı anlatımın 8. yüzyılda mevcut olduğunu gösterir.

Bu noktada dikkatli bir ayrım yapmak gerekir: Yazıtların 8. yüzyıla ait olması, Türkçenin o tarihte ortaya çıktığı anlamına gelmez. Yazıtlar, günümüze ulaşan erken ve önemli yazılı tanıklardır. Dilin geçmişi ise eldeki en eski metinden daha geriye uzanabilir. Ancak bu geçmişe ilişkin değerlendirmeler, mevcut belgelerin izin verdiği ölçüde yapılmalıdır.

Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları Çalışması

Cumhuriyet döneminde yazıtlar üzerine yapılan yayınların dikkat çekici örneklerinden biri Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları adlı çalışmasıdır. Türk Dil Kurumu yayınları arasında eserin ilk cildi 1936’da, ikinci cildi 1938’de yayımlandı. Çalışma, yalnızca Orhun’daki büyük anıtlarla sınırlı kalmayıp başka eski Türk yazıtlarına ilişkin malzemeyi de bir araya getirdi.

Böyle bir yayının önemi, araştırmacıların eski Türkçe metinlere ulaşmasını kolaylaştırmasıdır. Yazıtları okumak, karşılaştırmak ve yorumlamak isteyenler için metinlerin düzenli biçimde yayımlanması temel bir ihtiyaçtı. Orkun’un çalışması, Türkiye’de eski Türk yazıtları üzerine oluşan araştırma birikiminin somut örneklerinden biri olarak görülebilir.

Bu yayın, Atatürk döneminde yazıtlara yönelik ilginin nasıl bilimsel çalışmaya dönüştüğünü göstermek açısından da önemlidir. Burada Atatürk’ün eserin her aşamasını bizzat yönettiğini ileri sürmeye gerek yoktur. Doğrudan görülebilen olgu, onun öncülüğünde kurulan dil kurumunun eski Türk yazıtlarıyla ilgili kapsamlı bir eseri yayımlamış olmasıdır.

Yazıtlar Türkçenin Geçmişi Hakkında Ne Söylüyor?

Orhun metinleri, Türkçenin yalnızca gündelik ihtiyaçları karşılayan sözcüklerden oluşmadığını gösterir. Yazıtlarda geçmiş olaylar anlatılır, nedenler ve sonuçlar arasında bağ kurulur, millete öğüt verilir. Bu anlatım, dönemin yazı dilinin işlenmiş yapısını görmemizi sağlar.

Metinlerdeki bazı kelimeler ve kavramlar, Türkçenin daha sonraki dönemleriyle karşılaştırma yapmaya da imkân verir. Bununla birlikte eski bir kelimeyi bugünkü biçimiyle hemen eşitlemek her zaman doğru değildir. Sesler ve anlamlar zaman içinde değişebilir. Bu nedenle yazıtların dili, uzmanların hazırladığı metin yayınları ve sözlükler aracılığıyla incelenmelidir.

Yazıtların kültürel değeri kadar bu bilimsel değeri de önemlidir. Orhun Yazıtları sayesinde eski Türkçe hakkında genel bir kanaatten öteye geçip belirli satırlara, kelimelere ve dil özelliklerine dayanan araştırmalar yapılabilir.

Orhun Yazıtları ile Cumhuriyet Dönemi Arasındaki Bağ Nasıl Kurulmalı?

Orhun Yazıtları ile Cumhuriyet dönemi arasında yaklaşık on iki yüzyıllık bir mesafe vardır. Bu iki dönemin devlet düzenini veya siyasi kavramlarını bütünüyle aynı saymak tarihsel açıdan doğru olmaz. Ancak Cumhuriyet döneminde eski Türk tarihine duyulan araştırma ilgisi ile yazıtların taşıdığı tarihî değer arasında açık bir bağ kurulabilir.

Yazıtlar, Türklerin erken dönem devlet hayatına ve kullandıkları dile ilişkin doğrudan belgeler sunar. Atatürk döneminde kurulan tarih ve dil kurumları ise bu tür belgelerin araştırılması, yayımlanması ve tartışılması için bir çalışma ortamı oluşturdu. İki dönem arasındaki ilişkiyi gösteren esas nokta budur.

Atatürk’ün Orhun Yazıtlarına verdiği önem başlığı da bu çerçevede anlaşılmalıdır. Eldeki güvenilir kaynaklar, onun Türk tarihi ve dili üzerine bilimsel araştırmaları desteklediğini ve bu amaçla kalıcı kurumların kuruluşuna öncülük ettiğini gösterir. Yazıtların Cumhuriyet dönemindeki yeri, bu daha geniş kültür ve araştırma politikasının içinde değerlendirilebilir.

Bugün Orhun Yazıtlarını Neden Okumalıyız?

Orhun Yazıtları, geçmişten bugüne değişmeden taşınmış hazır cevaplar sunmaz. Onları değerli kılan, kendi çağlarının diliyle sorular sormalarını sağlamalarıdır: Bir devlet hangi koşullarda güçlenir? Birlik nasıl korunur? Yöneticiler topluma karşı hangi sorumlulukları üstlenir? Geçmişte yapılan hatalar gelecek kuşaklara nasıl anlatılır?

Bu soruların yazıtlarda ele alınışını okumak, 8. yüzyıl Türk toplumunun dünyasına yaklaşmayı sağlar. Aynı zamanda Türkçenin tarihini yalnızca anlatılardan değil, korunmuş metinlerden öğrenmemize yardımcı olur. Yazıtların tarih, dil ve kültür araştırmalarında önemini sürdürmesinin nedeni, sundukları bu doğrudan tanıklıktır.

Atatürk döneminde eski Türk tarihi ve dili için oluşturulan kurumlar, bu tanıklığın Türkiye’de araştırılmasına katkıda bulundu. Orhun Yazıtlarını bugün yeniden okumak da geçmişi dikkatle, kaynaklara dayanarak ve kendi tarihî şartları içinde anlamaya çalışmanın bir yoludur.

Sık Sorulan Sorular

Orhun Yazıtları hangi döneme aittir?

Başlıca Orhun Yazıtları, 8. yüzyıldaki II. Göktürk Kağanlığı dönemine aittir. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk anıtları bu dönemin en çok incelenen yazıtlarıdır.

Orhun Yazıtlarını Atatürk mü buldurdu?

Hayır. Büyük yazıtlar 19. yüzyılın sonlarında bilim dünyasında tanındı ve kullanılan alfabe 1893’te Vilhelm Thomsen tarafından çözüldü. Atatürk döneminde ise eski Türk tarihi ve dili üzerine çalışmalar kurumsal destek kazandı.

Atatürk’ün Orhun Yazıtları hakkında doğrulanmış bir sözü var mı?

Bu yazı, Atatürk’e atfedilen kaynağı belirsiz bir söze dayanmıyor. Konu; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun kuruluşu ile Atatürk döneminde yayımlanan eski Türk yazıtları çalışmaları üzerinden ele alınıyor.

Orhun Yazıtları neden Türk dili için önemlidir?

Türkçenin erken dönemlerine ait kapsamlı yazılı metinler sunarlar. Kelime hazinesi, dil bilgisi ve anlatım özellikleri, Türkçenin tarihî gelişimini incelemek için doğrudan malzeme sağlar.

Atatürk döneminde yazıtlarla ilgili hangi önemli eser yayımlandı?

Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları adlı eserinin ilk cildi 1936’da, ikinci cildi 1938’de Türk Dil Kurumu yayınları arasında çıktı.

Kaynakça