Melikşah Almaz

Atatürk Döneminin Fabrikaları: Millî Ekonominin Temelleri

Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Türkiye’nin önündeki büyük sorunlardan biri, ihtiyaç duyduğu ürünlerin önemli bir bölümünü kendi sanayisiyle üretememesiydi. Uzun savaşların ardından ulaşım ağı, sermaye birikimi ve yetişmiş teknik personel sınırlıydı. Tarım geniş bir nüfusun geçim kaynağıydı; ancak yetiştirilen ürünleri işleyip daha yüksek değerli mallara dönüştürecek tesisler yeterince gelişmemişti. Yeni devlet için sanayileşme, yalnızca fabrika sayısını artırma

Atatürk Döneminin Fabrikaları: Millî Ekonominin Temelleri Devamını Oku »

Ankara’nın Başkent Oluşu ve Yeni Türkiye’nin Merkezi

Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye’nin başkenti oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kabul ettiği bu karar, Cumhuriyet’in ilanından on altı gün önce alındı. İlk bakışta bir devletin yönetim merkezini belirleyen kısa bir kanun gibi görünse de kararın arkasında yıllara yayılan bir tarih vardı. Ankara, Millî Mücadele sırasında Temsil Heyetine ev sahipliği yapmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinin

Ankara’nın Başkent Oluşu ve Yeni Türkiye’nin Merkezi Devamını Oku »

Atatürk Döneminde Türk Dilini Geliştirmek İçin Neler Yapıldı?

Atatürk döneminde Türk dilini geliştirmek için yapılan çalışmalar, yalnızca yeni kelimeler bulmaktan ibaret değildi. Yazının öğretilmesi, halkın konuştuğu sözlerin kayda geçirilmesi, tarihî metinlerin incelenmesi ve bilimsel kavramların Türkçeyle anlatılması aynı sürecin parçalarıydı. Amaç, Türkçenin hem toplumun geniş kesimleri tarafından okunup yazılabilmesi hem de eğitimden bilime kadar farklı alanlarda kullanılabilmesiydi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkçe, uzun bir

Atatürk Döneminde Türk Dilini Geliştirmek İçin Neler Yapıldı? Devamını Oku »

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türk Tarih Tezi Neden Ortaya Çıktı?

Türk Tarih Tezi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk tarihinin hangi kaynaklarla ve nasıl anlatılması gerektiği üzerine yürütülen çalışmaların ürünüdür. Türklerin geçmişinin yalnızca Osmanlı Devleti’yle veya Anadolu’ya gelişleriyle başlatılamayacağı düşüncesi, bu çalışmaların merkezinde yer aldı. Orta Asya’daki eski Türk toplulukları, farklı dönemlerde kurulan devletler ve Türklerin yaşadıkları coğrafyalardaki kültürel faaliyetleri daha geniş bir tarih anlatısı içinde ele

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türk Tarih Tezi Neden Ortaya Çıktı? Devamını Oku »

Atatürk’ün Türk Tarihine Verdiği Önem

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk tarihine verdiği önem, yalnızca geçmiş hakkında yaptığı konuşmalarda görülmez. Onun döneminde tarih araştırmaları için bir kurum oluşturuldu, kongreler düzenlendi, arkeolojik kazılar desteklendi, bir fakülte kuruldu ve araştırmaların yayımlanacağı süreli yayınlar ortaya çıktı. Bu adımlar, Türk tarihinin farklı dönemlerini incelemeyi sürekli bir çalışma alanına dönüştürdü. Cumhuriyet’in ilk yıllarında cevap aranan sorular genişti:

Atatürk’ün Türk Tarihine Verdiği Önem Devamını Oku »

Anadolu’da Yaşamaya Devam Eden Türk Mitolojik Varlıkları

Türk mitolojisinin bazı varlıkları yalnızca eski destanların ve kitapların sayfalarında kalmamıştır. Alkarısı, Umacı, Karabasan ve çeşitli iyeler, farklı adlar ve anlatılarla Anadolu halk kültüründe yaşamayı sürdürmüştür. Bugün bu varlıklara eskisi kadar güçlü biçimde inanılmasa bile adları, hikâyeleri ve çevrelerinde oluşan gelenekler hâlâ bilinmektedir. Anadolu’nun farklı yörelerinde “al basması”, “karabasan çöktü”, “umacı gelir”, “gece su kenarına

Anadolu’da Yaşamaya Devam Eden Türk Mitolojik Varlıkları Devamını Oku »

Ergenekon’da Demir Dağın Eritilmesi Ne Anlama Gelir?

Ergenekon Destanı, Türk milletinin büyük bir felaketin ardından yeniden çoğalmasını, güçlenmesini ve önüne çıkan engeli kendi iradesiyle aşarak tarih sahnesine dönüşünü anlatır. Destanın merkezinde bulunan demir dağın eritilmesi, yalnızca olağanüstü bir kurtuluş sahnesi değildir. Bu olay; Türklerin bağımsızlık tutkusunu, demircilik bilgisini, ortak hareket etme yeteneğini ve en zor şartlarda bile bir çıkış yolu bulabilmesini temsil

Ergenekon’da Demir Dağın Eritilmesi Ne Anlama Gelir? Devamını Oku »

Yada Taşı Nedir? Türklerin Yağmur Yağdıran Taşı

Yada taşı, eski Türklerin yağmur, kar ve rüzgâr meydana getirdiğine inandıkları kutsal bir taştır. Türk mitolojisinin en dikkat çekici unsurlarından biri olan bu taş; yalnızca yağmur yağdırmak için kullanılan gizemli bir nesne değil, Türklerin tabiatla kurduğu güçlü ilişkinin de simgesidir. Yağmura ihtiyaç duyan toplulukların yada taşına başvurması, suyun hayat ve bereket kaynağı olarak görüldüğünü açıkça

Yada Taşı Nedir? Türklerin Yağmur Yağdıran Taşı Devamını Oku »

Türkçede Arapça ve Farsça Kelimeler Neden Bu Kadar Fazla?

Bugün günlük hayatta kullandığımız kitap, kalem, insan, hayat, zaman, fikir, akıl, tarih, devlet, millet ve adalet gibi birçok kelime Arapça kökenlidir. Pencere, çarşı, pazar, bahçe, şehir, dost, can, renk, hafta ve bahar gibi sık kullandığımız başka kelimeler ise Farsçadan Türkçeye geçmiştir. Bu sözlerin önemli bir bölümü yüzyıllardır dilimizde bulunduğu için çoğu zaman yabancı olduklarını düşünmeden

Türkçede Arapça ve Farsça Kelimeler Neden Bu Kadar Fazla? Devamını Oku »

Eski Türkçe ile Günümüz Türkçesi Ne Kadar Benziyor?

Bugün konuştuğumuz Türkiye Türkçesi ile Orhun Yazıtlarında karşımıza çıkan Eski Türkçe arasında yaklaşık 1300 yıllık bir zaman vardır. Bu uzun süre içinde Türkler farklı coğrafyalara yayılmış, çok sayıda devlet kurmuş, farklı alfabeler kullanmış ve çeşitli medeniyetlerle temas etmiştir. Buna rağmen Türkçenin temel kelimeleri, eklemeli yapısı ve cümle kurma düzeni güçlü biçimde yaşamaya devam etmiştir. Eski

Eski Türkçe ile Günümüz Türkçesi Ne Kadar Benziyor? Devamını Oku »