Türkçenin Gönül Dili: “Yunus Emre”

yunus emre

Yunus Emre’nin Türkçesi, tanıdık kelimelerle insanın kendisini, inancını ve başkalarıyla ilişkisini düşünmesini sağlayan bir şiir dilidir. Gönül, söz, yol, dost ve ben gibi kelimeler onun şiirlerinde farklı anlamlar kazanır. Söyleyişindeki açıklık, tekrarlar ve doğrudan seslenişler, dizelerinin hatırlanmasını kolaylaştırır.

 

Yunus Emre’yi okurken bazı sözleri ilk karşılaşmada anlayabiliriz. Bazı dizelerde ise eski bir kelimeye, tasavvuf kavramına veya değişmiş bir söyleyişe takılırız. Şiirin bize tanıdık gelmesiyle bütün anlamının hemen açılması farklı durumlardır. Dikkatli bir okuma, kısa bir dizenin içinde birden fazla düşüncenin bulunduğunu gösterir.

 

Onun Türk edebiyatındaki yerini anlamak için hayatına dair bilgilerle şiirlerinin özelliklerini birlikte incelemek gerekir. Hangi dönemde yaşadı, Türkçeyi nasıl kullandı, gönül kavramına neden sıkça başvurdu ve eserleri bugüne nasıl ulaştı? Bu sorular, Yunus Emre hakkında sık tekrarlanan genel övgülerden daha açıklayıcı cevaplar sunar.

 

Yunus Emre Kimdir, Hangi Dönemde Yaşamıştır?

Yunus Emre, 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarında Anadolu’da yaşamış mutasavvıf bir Türk şairidir. Hayatına ilişkin bilgilerin bir bölümü şiirlerinden, bir bölümü tarihî kayıtlardan, önemli bir bölümü de sonradan anlatılan menkıbelerden gelir.

 

Doğum ve ölüm yılları için farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Yaygın kabul gören tarihlendirmeler onu yaklaşık 1240-1241 ile 1320-1321 yılları arasına yerleştirir. Ancak doğum yeri, mezarı ve hayatındaki bazı olaylar hakkında kesinlik taşıyan ortak bir biyografi kurmak güçtür.

 

Yunus Emre’ye farklı yerlerde mezar ve makam atfedilmesi de bu durumla ilişkilidir. Bu yerler hakkında konuşurken yerel inanışla tarihî kanıtı ayırmak gerekir. Bir bölgede Yunus’a güçlü bir bağlılık bulunması, onun hayatının bütün ayrıntılarının o bölge için belgelendiği anlamına gelmez.

 

Tapduk Emre ile İlgili Anlatıları Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Tapduk Emre, Yunus’un tasavvuf yolculuğunda adı geçen önemli kişidir. Yunus Emre’nin hayatı etrafında oluşan anlatılarda Tapduk’un dergâhına hizmet etmesi, odun taşıması ve zaman içinde olgunlaşması gibi olaylar bulunur.

 

Bu anlatılar menkıbe geleneği içinde değerlendirilir. Menkıbeler, bir kişinin halk tarafından nasıl hatırlandığını ve hangi davranışlarla örnek gösterildiğini anlamaya yardımcı olur. Ayrıntılarının her birini doğrulanmış bir hayat olayı gibi aktarmak ise tarihî bilgiyle rivayeti birbirine karıştırır.

 

Yunus Emre hakkında yazarken “anlatıya göre” veya “menkıbede” gibi ifadeler kullanmak bu ayrımı korur. Böylece okur, şiirlerin verdiği bilgiyle sonraki kuşakların aktardığı hikâyeyi birbirinden ayırabilir.

 

Yunus Emre’nin Türkçesi Neden Anlaşılır Geliyor?

yunus emre kimdir

Yunus Emre’nin söyleyişinde günlük hayatta karşılığı bulunan kelimeler önemli yer tutar. İnsan, dost, yol, göz ve gönül gibi sözler, okuyucunun şiire yaklaşmasını kolaylaştırır. Soyut düşünceler, bu kelimelerin kurduğu ilişkiler üzerinden anlatılır.

 

Şiirlerdeki seslenmeler de bu yakınlık duygusunu güçlendirir. Yunus kimi zaman insanlara, kimi zaman kendi gönlüne, kimi zaman da Allah’a yönelir. Nilüfer Yıldırım’ın eserlerdeki seslenme ifadelerini inceleyen araştırması, bu hitapların çeşitliliğini ortaya koyar.

 

Bir şiirde kime seslenildiğini fark etmek, anlamı çözmek için iyi bir başlangıçtır. Şairin kendi kendisine söylediği bir sözle başkasına yönelttiği uyarı aynı biçimde okunmaz. Seslenilen kişi veya kavram belirlendiğinde şiirdeki soru, öğüt ve yakarışlar daha anlaşılır hâle gelir.

 

Yunus’un şiirlerini anlaşılır kılan özellikler arasında kısa cümleler ve konuşmaya yaklaşan söyleyişler de vardır. Bununla birlikte tasavvufla ilgili kelimeler, eski kullanımlar ve mecazlar açıklama gerektirebilir. Günümüz Türkçesine benzeyen bir dizeyi okurken bile kelimelerin o şiirde hangi anlamı taşıdığını kontrol etmek yararlıdır.

 

Sade Söyleyişin İçinde Nasıl Bir Şiir İşçiliği Var?

Yunus Emre’nin şiirlerinde seslerin, eklerin ve kelimelerin tekrarı belirgin bir anlatım aracıdır. Aynı yapının yeniden kullanılması şiirde ritim oluşturur. Okur veya dinleyici, devam eden cümlenin düzenini daha kolay takip eder.

 

Derya Karataş’ın Yunus Emre’nin şiirlerinde yinelemeyi incelediği araştırmada da bu özellik üzerinde durulur. Tekrarlar, anlamı vurgulamanın ve şiirin ahengini kurmanın yollarından biridir.

 

Şu beyitte aynı başlangıcın nasıl kullanıldığı görülebilir:

 

Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı
Söz ola agulu aşı balıla yag ide bir söz

 

Burada “söz ola” ifadesi farklı sonuçları art arda getirir. Sözün savaşı durdurmasıyla insanın başına felaket getirmesi yan yana düşünülür. Sonraki görüntüde zehirli aşın bal ve yağa dönüşmesi anlatılır. Beyit, konuşmanın sonuçlarını somut ve kolay hatırlanan örneklerle düşündürür.

 

Bu örneği okurken tekrar edilen başlangıcı sesli söylemek yararlıdır. Aynı ifade her dönüşünde yeni bir sonuca bağlanır. Böylece şiirin ritmiyle düşüncenin ilerleyişi birlikte duyulur.

 

Şiirlerinde Arapça ve Farsça Kelimeler Var mı?

Yunus Emre’nin şiirlerinde Türkçe kelimelerle birlikte Arapça ve Farsça kökenli sözler de bulunur. Din ve tasavvufla ilgili kavramlar, dönemin ortak söz varlığı içinde yer alır.

 

Bu yüzden onun dilini “hiç yabancı kelime kullanmayan Türkçe” şeklinde tanımlamak doğru olmaz. Şiirinin anlaşılabilirliği, kelimelerin kökeninden çok cümlelerin kuruluşu, ses düzeni ve düşüncenin nasıl anlatıldığıyla birlikte değerlendirilmelidir.

 

Yunus’un Türkçeye katkısı, tasavvuf düşüncesini ve insanın iç dünyasını Türkçe şiirle işleyebilmesinde görülür. Günlük hayattan tanınan sözler, şiirde yeni ilişkiler kurarak daha geniş anlamlar taşır.

 

Yunus Emre’de Gönül Neyi Anlatır?

yunus emre siirleri

Gönül, Yunus Emre’nin şiirlerinde insanın sevme, yönelme ve manevî olarak olgunlaşma süreçleriyle ilişkilidir. Tuba Onat Çakıroğlu’nun bu kavram üzerine yaptığı inceleme, gönlün şiirlerde ev, hazine ve başka mekân benzetmeleriyle ele alındığını gösterir.

 

Bu benzetmeler soyut bir düşünceyi görünür kılar. Ev, içinde yaşanan ve korunması gereken bir yerdir. Hazine ise değer verilen bir şeyi saklar. Gönlün böyle anlatılması, ona yönelen davranışların neden önemsendiğini anlamaya yardımcı olur.

 

Şu beyitte gönül ile ev arasında doğrudan ilişki kurulur:

 

Ben gelmedüm da’viyiçün benüm işüm seviyiçün
Dostun evi gönüllerdür gönüller yapmağa geldüm

 

“Gönüller yapmak” ifadesi, şiirdeki sevme düşüncesini bir davranışa bağlar. Birini incitmemek, onunla ilişki kurmak ve kırgınlığını gidermek gibi çağrışımlar öne çıkar. “Dost” kelimesinin tasavvufî anlamı da düşünüldüğünde, beyitteki gönül anlayışının dinî temeli belirginleşir.

 

“Ben” Diyen Şair Okuru Nasıl Düşündürür?

Yunus Emre’nin şiirlerinde benlik, insanın kendisini tanıması ve kendi davranışlarına bakmasıyla birlikte ele alınır. Nevzat Özkan’ın “Yunus Emre’de Ben Kavramı Üzerine” başlıklı çalışması, şairin anlatıcı kimliğini ve ben kavramını bu çerçevede inceler.

 

Şiirde “ben” diyen bir ses bulunduğunda, okur anlatılan durumu kendi deneyimleriyle karşılaştırabilir. Korku, istek, yanılma veya kendini sorgulama gibi durumlar böyle bir yakınlık kurar. Bir öğüdün doğrudan karşıdaki kişiye verilmesiyle kişinin kendi eksikliğini dile getirmesi farklı etkiler oluşturur.

 

Bu nedenle Yunus’un şiirindeki her birinci kişi ifadesini doğrudan hayatına ait bir belge gibi okumamak gerekir. Şiirde konuşan ses, bir düşünceyi veya manevî deneyimi anlatıyor olabilir. Biyografi hazırlarken şiirin söyleyiş özelliğiyle doğrulanabilir hayat bilgisi ayrı değerlendirilmelidir.

 

Yunus Emre’nin Başlıca Eserleri Nelerdir?

Yunus Emre’nin adıyla anılan iki temel eser Divan ve Risâletü’n-Nushiyyedir. Bu eserler, şiirlerinin ve tasavvuf anlayışının incelenmesinde başlıca kaynaklardır.

 

Divan, şiirlerini bir araya getiren eserdir. Farklı yazma nüshaları vardır. Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü’nün Divan maddesinde, şairin kendi elinden çıkmış bir nüshanın günümüze ulaşmadığı belirtilir. Bu durum, metnin tarihini araştırırken nüshaların karşılaştırılmasını önemli hâle getirir.

 

Risâletü’n-Nushiyye ise öğüt verici nitelikte, tasavvufî ve ahlaki konuları işleyen bir eserdir. Genellikle 1307-1308 yıllarına tarihlenir. Akıl, sabır, kanaat, öfke ve insanın kendi zaaflarıyla mücadelesi gibi konular üzerinde durur.

 

Eserin manzum ve mensur bölümleri bulunur. Şiirlerdeki coşkulu söyleyişe göre daha açıklayıcı ve öğretici bir anlatımı vardır. Eserin tarihlendirilmesi ve aidiyeti hakkında farklı araştırmacı görüşlerinin bulunduğu da akademik kaynaklarda belirtilmektedir.

 

Yunus Emre hece ve aruz ölçülerini kullanmıştır. Bu nedenle şiir biçimini anlatırken bütün eserlerini yalnızca tek bir ölçüyle veya dörtlük düzeniyle açıklamak eksik kalır.

 

Yunus Emre’nin Şiirleri Bugüne Nasıl Ulaştı?

Yunus Emre’nin şiirleri yazma eserler ve sözlü aktarım yoluyla yayılmıştır. Şiirlerin okunması, ezberlenmesi ve ilahi olarak söylenmesi, farklı çevrelere ulaşmalarını sağlamıştır. Bu aktarım sırasında metinlerde farklılıklar da oluşmuştur.

 

Yunus adıyla şiir söyleyen başka şairlerin bulunması, eserlerin aidiyeti meselesini daha dikkatli incelemeyi gerektirir. Bir şiirin altında Yunus, Âşık Yunus veya benzer bir adın bulunması, o şiirin tarihî Yunus Emre’ye ait olduğunu tek başına kanıtlamaz.

 

Araştırmacılar bu nedenle yazma nüshaları, dil özelliklerini ve şiirlerin kaydedildiği kaynakları karşılaştırır. İnternette dolaşan bir dizeyi paylaşmadan önce hangi yayında bulunduğuna bakmak yararlıdır. Kaynağı belirtilmeyen bir söz, zamanla şairin bütün düşüncesini temsil eden bir cümle gibi yayılabilir.

 

Şiir sayılarının yayınlar arasında değişebilmesi de bu metin tarihiyle ilişkilidir. Bir araştırmada verilen sayıyı bütün Divan baskıları için değişmez kabul etmek yerine kullanılan yayını belirtmek gerekir.

 

Yunus Emre’yi Bugün Okumaya Nereden Başlayabiliriz?

Başlangıç için metnin yanında kelime açıklamaları bulunan, hazırlayanı ve kaynakları belirtilmiş bir Divan yayını seçilebilir. Önce kısa bir şiirin bütünü okunur. Ardından bilinmeyen kelimeler belirlenir ve şiirde kime seslenildiğine bakılır.

 

Gönül, dost, aşk ve yol gibi tanıdık kelimeler geçtiğinde bunların şiirdeki anlamı ayrıca düşünülmelidir. Örneğin bir yol anlatımı, insanın manevî olarak ilerleyişini karşılıyor olabilir. Sözlüğün verdiği ilk karşılık, şiirin bütününü açıklamak için yeterli olmayabilir.

 

Şiiri sesli okumak da yararlıdır. Tekrar edilen kelimeler, benzer cümle başlangıçları ve dize sonları böylece daha belirgin duyulur. Anlamı açıklayan bir notla özgün söyleyişi yan yana okumak, şiirin hem düşüncesini hem ses düzenini takip etmeyi sağlar.

 

Eski kelimelerle karşılaştığınızda unutulan Eski Türkçe sözcükler yazımızdaki örneklerden de yararlanabilirsiniz.

 

Yunus Emre’nin Hatırası Nasıl Yaşatılıyor?

Yunus Emre’nin eserleri yeni yayınlar, akademik araştırmalar, müzik çalışmaları ve anma etkinlikleriyle okunmaya devam ediyor. Şiirlerinin farklı yorumlarla seslendirilmesi, yeni dinleyicilerin onun söyleyişiyle tanışmasını sağlıyor.

 

UNESCO, doğumunun 750. yıl dönümünü 1991 yılı anma ve kutlama yıl dönümleri arasına almıştır. Bu kayıt, Yunus Emre’nin uluslararası düzeyde anılmasına ilişkin somut örneklerden biridir.

 

Onu anlamanın en verimli yolu ise şiirlerinin bütününe dönmektir. Bir beyitteki hitabı, başka bir şiirdeki gönül benzetmesini veya tekrarlanan bir sözü incelemek, Türkçeyi kullanma biçimini doğrudan görmemizi sağlar.

 

Sık Sorulan Sorular

Yunus Emre hangi Türkçeyle yazmıştır?

Eserleri, Anadolu’da gelişen Oğuz Türkçesinin tarihî yazı dili olan Eski Anadolu Türkçesi kapsamında değerlendirilir.

 

Yunus Emre’nin dili neden sade kabul edilir?

Tanıdık kelimeler, kısa cümleler ve doğrudan seslenişler söyleyişini takip etmeyi kolaylaştırır. Tasavvuf kavramları ve eski kelimeler için açıklama gerekebilir.

 

Yunus Emre’nin eserleri nelerdir?

Başlıca eserleri Divan ve Risâletü’n-Nushiyye’dir. Divan şiirlerini, Risâletü’n-Nushiyye ise tasavvufî ve ahlaki öğütlerini içerir.

 

Yunus Emre yalnızca hece ölçüsü mü kullanmıştır?

Hayır. Şiirlerinde hece ve aruz ölçülerinin örnekleri bulunur.

 

Yunus Emre’ye atfedilen bütün sözler ona mı aittir?

Her atıf güvenilir değildir. Şiirin veya sözün hangi kaynakta bulunduğu kontrol edilmelidir. Yunus adıyla şiir söyleyen farklı şairlerin eserleri aktarım sırasında karışabilmiştir.

 

Kaynakça

  • Mustafa Tatcı, “Yûnus Emre”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 2013. Hayatı, eserleri, şiir biçimleri ve metin geleneği hakkında. Maddeyi okuyun.
  • M. Öcal Oğuz, “Yunus Emre, Yunus, Kul Yunus, Âşık Yunus, Yunus Emrem”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Biyografik bilgiler ve tarihî kimliğine ilişkin tartışmalar hakkında. Maddeyi okuyun.
  • Banu Gürer, “Yunus Emre”, Türk Maarif Ansiklopedisi. Dili, üslubu ve eserleri hakkında. Maddeyi okuyun.
  • Hilal Erdoğan Aksu, “Dîvân (Yunus Emre)”, Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, 2022. Divan’ın nüshaları ve aktarım tarihi hakkında. Maddeyi okuyun.
  • Osman Horata, “Risâletü’n-Nushiyye (Yûnus Emre)”, Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, 2021. Eserin içeriği ve tarihlendirilmesi hakkında. Maddeyi okuyun.
  • Derya Karataş, “Yunus Emre’nin Şiirlerinde Yineleme”, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 23, Yunus Emre ve Türkçe Özel Sayısı, 2021, s. 212-225. “Söz ola…” beyti bu çalışmada aktarılan metinden alınmıştır. Tam metin.
  • Nilüfer Yıldırım, “Yunus Emre’nin Eserlerinde Seslenme İfadeleri”, Dil Araştırmaları, sayı 30, 2022, s. 93-114. Tam metin.
  • Tuba Onat Çakıroğlu, “Yunus Emre Divanı’nda Gönül”, Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, sayı 9, 2013. “Ben gelmedüm…” beyti bu çalışmada aktarılan metinden alınmıştır. Tam metin.
  • Nevzat Özkan, “Yunus Emre’de Ben Kavramı Üzerine”, Dil Araştırmaları. Makale sayfası.
  • UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, “Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri”. Yunus Emre’nin doğumunun 750. yıl dönümünün 1991 programına alınmasına ilişkin kayıt. Kaydı inceleyin.