Umay Ana ve Türk Kültüründe Koruyucu Ana Ruh İnancı

umay ana

Umay

Çizim: Azat Minnekaev

Eski Türklerin inanç dünyasında Umay adı, çocukların büyümesi ve korunmasıyla ilgili anlatılarda karşımıza çıkar. Bugün çoğu zaman “Umay Ana” diye anılan bu figür, annelik ve doğumla kurulan bağı nedeniyle Türk mitolojisinin en çok merak edilen varlıklarından biridir. Fakat Umay hakkında bildiklerimiz tek bir uzun efsaneden gelmez. Eski Türk yazıtlarında geçen kısa ifadeleri, Kâşgarlı Mahmud’un sözlük kaydını ve farklı Türk topluluklarından derlenen halk inanışlarını birlikte okuyarak bir tablo oluştururuz.

 

Bu tabloyu kurarken kaynakların tarihini bilmek önemlidir. Köl Tigin Yazıtı bize 8. yüzyıldaki bir kullanımı gösterir. Dîvânu Lugâti’t-Türk 11. yüzyılda Umay sözcüğüyle ilgili başka bir bilgi verir. Daha geç dönemlerde derlenen halk anlatıları ise farklı bölgelerdeki inanışları yansıtır. Bunların hepsi değerlidir; ancak farklı yüzyıllarda kaydedilmiş sözleri, hiç değişmemiş tek bir hikâyenin parçalarıymış gibi birleştirmek yanıltıcı olur.

Umay Ana kimdir?

Umay, eski Türk inançları üzerine yapılan araştırmalarda çoğunlukla doğum, çocuk ve koruyuculukla ilişkilendirilen kutsal bir varlık olarak ele alınır. Kaynaklara ve araştırmacıların kullandığı kavramlara göre “koruyucu ruh”, “iye” veya “tanrıça” şeklinde adlandırılabilir. Bugün yaygınlaşan “Umay Ana” adı ise onun annelikle ilişkilendirilen yönünü öne çıkarır.

 

Umay’ın önemli oluşunu anlamak için eski toplumlarda çocuk sahibi olmanın yalnızca bir aile sevinci olmadığını hatırlamak gerekir. Doğum, çocuğun yaşaması ve büyümesi, ailenin ve topluluğun geleceğiyle yakından ilgiliydi. İnsanlar bu hassas dönemleri açıklamak ve güven içinde geçirmek için çeşitli inanışlar geliştirdi. Umay’ın çocukla kurulan bağı da bu düşünce dünyasının içinde anlam kazanır.

 

Yine de Umay’ı yalnızca beşik başında duran, tek bir görünüşe sahip masal kişisi gibi düşünmemek gerekir. Eski metinler bize onun saçını, giysisini veya yüzünü ayrıntılı biçimde anlatmaz. Günümüzde sıkça gördüğümüz beyaz giysili, ışıklı ve kanatlı Umay resimleri çoğunlukla çağdaş sanatçıların yorumlarıdır. Bu resimler konuya ilgi uyandırabilir; tarihî kaynaklardaki kesin tasvirler olarak sunulmamalıdır.

Umay adı Orhun Yazıtları’nda geçiyor mu?

Evet. Umay’ın adının geçtiği en önemli erken örneklerden biri Köl Tigin Yazıtı’dır. Yazıtın doğu yüzündeki 31. satırda Bilge Kağan, annesi katunu Umay’a benzetir. Sözün yaygın Türkçe aktarımı şöyledir: “Umay gibi annem hatunun kutu sayesinde, kardeşim Köl Tigin er adını aldı.”

 

Burada dikkat edilmesi gereken şey, Umay’ın bir annenin yüceltilmesinde benzetme olarak kullanılmasıdır. Yazıtın anlatımı, annesi katunun sahip olduğu kut ile Köl Tigin’in yetişmesi arasında bağ kurar. Umay adının böyle bir cümlede geçmesi, figürün o dönemin dinleyicileri için anlaşılır ve güçlü bir çağrışım taşıdığını gösterir.

 

“Kut” sözcüğünü bugünkü tek bir kelimeye indirmek kolay değildir. Yazıtlardaki kullanımında talih, kutsal destek ve hükümdarlık çevresiyle ilgili anlam katmanları vardır. Bu nedenle cümleyi yalnızca “annesi onu büyüttü” diye düzleştirmek de, Umay’ın yazıtta ayrıntılı biçimde anlatıldığını ileri sürmek de doğru olmaz. Yazıt bize kısa ama son derece önemli bir tanıklık bırakır: Umay adı, katunun yüceltilmesinde kullanılabilecek kadar tanınmaktadır.

Umay’ın yazıtta anılması neden önemli?

Bir figürün adının devlet çevresinde dikilmiş bir anıtta bulunması, onun yalnızca çok daha geç tarihlerde ortaya çıkmış bir halk anlatısı olmadığını gösterir. Umay hakkındaki yorumlarımızın bir kısmı sonraki kaynaklara dayansa da Köl Tigin Yazıtı, adının erken Türkçe metinlerde geçtiğini doğrudan gösteren bir kanıttır.

 

Öte yandan yazıt, Umay’a ilişkin bütün sorularımızı cevaplamaz. Nasıl tasvir edildiğini, ona yönelik uygulamaların ayrıntılarını veya bütün Türk topluluklarının onu aynı şekilde düşünüp düşünmediğini bu tek cümleden öğrenemeyiz. Yazıtın gücü, daha sonraki anlatıları sorgulayabileceğimiz tarihî bir başlangıç noktası sunmasıdır.

Kâşgarlı Mahmud Umay hakkında ne yazdı?

umay ana selcuklu

Selçuklu Dönemi Heykeli

Metropolitan Museum of Art, New York – Fotoğraf Wikimedia Commons

Umay adına ilişkin ikinci önemli durak, Kâşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda hazırladığı Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserdir. Bu kaynakta Umay sözcüğü doğumdan sonra gelen “son”, yani plasenta ile ilişkilendirilir. Aynı sözcük çevresinde çocuk sahibi olmayla ilgili bir sözün kaydedilmiş olması, Umay’ın doğum ve çocuk düşüncesiyle bağının dilde de yaşadığını gösterir.

 

Buradaki ayrıntı önemlidir: Bir sözcüğün hem doğumla ilgili somut bir karşılığının hem de inançlarla bağlantısının bulunması, onun kullanımının tek katmanlı olmadığını gösterir. Kâşgarlı’nın kaydı, 8. yüzyıl yazıtındaki ifadeyi tekrar etmez. Aralarında birkaç yüzyıl vardır ve eserlerin amaçları farklıdır. Buna rağmen iki kaynak, Umay adının çocuk ve annelik çevresinde anlaşılabilecek bir anlam alanına sahip olduğunu görmemizi sağlar.

 

Dîvânu Lugâti’t-Türk’teki “Umay’a yönelenin oğul sahibi olması” düşüncesini bugünün diliyle anlatırken bunun tarihî bir inanış olduğunu belirtmek gerekir. Metin, bize dönemin düşünce dünyasına ilişkin bilgi verir. Bir sağlık yöntemi veya doğuma dair bilimsel açıklama sunmaz. Tarihî kaydın değeri, insanların doğum ve çocuk sahibi olma deneyimini hangi sözcüklerle ifade ettiğini göstermesidir.

Umay neden çocukların koruyucusu olarak anlatılır?

Doğumdan sonraki ilk dönem, aile için hem sevinç hem de kaygı kaynağıdır. Bebeğin sağlıklı büyümesi, annenin iyileşmesi ve evin yeni düzene alışması çevresinde birçok gelenek oluşmuştur. Umay’a çocukları gözeten koruyucu bir varlık olarak yer verilmesi, bu hassas döneme ilişkin eski inançların bir yönünü yansıtır.

 

Daha geç dönemlerde çeşitli Türk toplulukları arasında kaydedilen inanışlar, Umay’ın çocukla bağının farklı biçimlerde anlatıldığını gösterir. Ancak her bölgedeki uygulama aynı değildir. Bir toplulukta anlatılan ayrıntıyı bütün eski Türklerin ortak ve değişmez inancı olarak sunamayız. Umay hakkındaki tarihî bilgiyi okurken yazıt, sözlük ve halkbilimi kayıtlarının birbirinden farklı türde kaynaklar olduğunu akılda tutmak gerekir.

 

Umay’ın annelikle ilişkilendirilmesi, eski Türk kadınlarının yaşamına dair her ayrıntıyı ondan açıklayabileceğimiz anlamına da gelmez. Köl Tigin Yazıtı’ndaki katun, tarihî bir kişidir; Umay ise onu yüceltmek için kullanılan benzetmede yer alır. Bu ayrımı korumak, hem katunun tarihî konumunu hem de Umay’ın inanç dünyasındaki yerini daha açık anlamamızı sağlar.

Umay ile doğumdan sonra gelen “son” arasındaki bağ

Plasenta, doğum sürecinin bir parçasıdır; tarih boyunca farklı topluluklar onu çeşitli inanışlarla ilişkilendirmiştir. Kâşgarlı Mahmud’un Umay sözcüğüne verdiği karşılık, Türk dil ve kültür tarihindeki bu bağı incelemek açısından dikkat çekicidir. Sözcüğün anlamını bilmek, Umay’ın neden özellikle çocuk sahibi olma ve doğumla ilgili anlatılarda anıldığını daha iyi kavramamıza yardımcı olur.

 

Ancak sözcüğün plasenta anlamında kullanılmasıyla koruyucu varlık olarak Umay’a ilişkin bütün inanışları tek bir uygulamaya indirmek doğru olmaz. Bir dilde sözcükler birden çok anlam katmanı taşıyabilir. Kâşgarlı’nın kaydını önemli kılan da budur: Umay’ın yalnızca daha sonra anlatılmış bir mitoloji figürü olmadığını, tarihî Türkçenin söz varlığı içinde de yer aldığını gösterir.

Eski Türkler Umay’ı nasıl tasvir ediyordu?

Bu sorunun kısa ve kesin bir cevabı yoktur. Araştırmacılar bazı eski figürleri Umay ile ilişkilendirmiştir; fakat bir eserin üzerinde “Bu Umay’dır” diyen bir kayıt bulunmadığında tanımlama yorum gerektirir. Özellikle üç çıkıntılı başlığı olan figürlerin tümünü doğrudan Umay diye adlandırmak doğru değildir. Sanat tarihi araştırmaları, benzer başlıkların farklı kişileri veya sahneleri gösterebileceğine dikkat çeker.

 

Bu nedenle bir müzedeki kadın heykelini, kaya resmini veya süsleme parçasını yalnızca görünüşüne bakarak “Umay Ana’nın kesin tarihî tasviri” şeklinde etiketlememeliyiz. Eserin nerede bulunduğu, hangi döneme ait olduğu ve müzenin onu nasıl tanımladığı belirleyicidir. Bugün çizilen Umay resimleri ise tarihî eserlerden ayrı olarak, mitolojik figürün çağdaş yorumları diye sunulabilir.

Umay inancı zamanla nasıl değişti?

Köl Tigin Yazıtı ile bugünkü halk anlatıları arasında uzun bir zaman vardır. Bu süreçte Türk toplulukları farklı coğrafyalara yayıldı, yeni dinî ve kültürel çevrelerle ilişki kurdu. Eski sözcüklerin ve anlatıların bazısı yaşamaya devam ederken anlamları ve kullanım biçimleri değişti. Umay adı çevresindeki farklı kayıtlar da bu uzun tarihin ayrı duraklarıdır.

 

Halkbilimi araştırmalarında Anadolu’daki bazı doğum ve çocuk koruma gelenekleriyle Umay arasında bağlantılar kurulmuştur. Böyle yorumlar kültürel sürekliliği araştırmak için anlamlıdır. Fakat herhangi bir lohusalık uygulamasının doğrudan 8. yüzyıldan hiç değişmeden bugüne geldiğini göstermek için benzer amaç taşıması tek başına yeterli değildir. Aradaki tarihî kayıtlar ve yerel bağlam da incelenmelidir.

Umay Ana günümüzde neden yeniden ilgi görüyor?

Umay, bugün mitoloji kitaplarında, resimlerde ve dijital çizimlerde sıkça karşımıza çıkıyor. Bunun anlaşılır bir nedeni var: Çocukları gözeten bir varlık düşüncesi kolayca hatırlanıyor ve farklı kuşakların ilgisini çekiyor. Eski Türkçe bir yazıtta adının geçmesi de onu yalnızca çağdaş hayal gücünün ürünü olmaktan ayırıyor.

 

Fakat güncel ilgi bazen tarihî kaynakların söylemediği ayrıntıları da Umay’a ekliyor. Belirli renklerde giyindiği, mutlaka kanatlı olduğu veya bütün Türk topluluklarının aynı Umay hikâyesini anlattığı gibi iddiaları değerlendirirken kaynak sormak gerekir. Bir sanatçının Umay’ı tasvir etme özgürlüğü vardır; tarihî bilgi sunarken ise çizimle belgenin arasındaki fark açık kalmalıdır.

Umay Ana hakkında kesin olarak neler biliyoruz?

Umay adının erken Türkçe yazıtlarda geçtiğini biliyoruz. Köl Tigin Yazıtı’nda annesi katun, Umay’a benzetiliyor. 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud, Umay sözcüğünü doğumla ilgili bir anlamda kaydediyor ve çocuk sahibi olma düşüncesiyle bağlantılı bir söze yer veriyor. Daha sonraki halk inanışları da Umay’ın çocuklarla ilişkilendirilen koruyucu yönünün araştırılmasına imkân tanıyor.

 

Bu bilgilerin yanında açık bıraktığımız sorular da var. Eski dönemlerde herkesin Umay’ı aynı şekilde tasavvur edip etmediğini veya bugün Umay diye tanıtılan her eski figürün gerçekten onu gösterip göstermediğini bilmiyoruz. Bu boşluklar konuyu zayıflatmaz. Aksine Umay’ın nasıl araştırıldığını ve tarihî kaynakların neyi gerçekten söylediğini anlamamızı sağlar.

Koruyucu ana düşüncesinin kültürdeki yeri

Umay’ı önemli kılan, hakkında sonradan üretilmiş ayrıntıların çokluğu değil, birbirinden uzak dönemlerde kayda geçmiş izleridir. Bir yazıtta katunu yüceltmek için kullanılan adı, birkaç yüzyıl sonra bir sözlükte doğum ve çocuk çevresinde yeniden görürüz. Farklı zamanların bu kayıtları, çocukların büyümesine duyulan ilginin inanç ve dil içinde nasıl yer bulduğunu düşünmemize imkân verir.

 

Bugün “Umay Ana kimdir?” sorusuna verilecek en doğru cevap da bu kaynakları birlikte görür: Umay, eski Türklerin inanç ve söz varlığında yeri bulunan; özellikle çocuk, doğum ve koruyuculukla ilişkilendirilerek hatırlanan kutsal bir figürdür. Onun hikâyesini canlı kılan şey, tek bir değişmez tasvir değil, yüzyıllar boyunca farklı kaynaklarda bıraktığı izdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Umay Ana kimdir?
Umay, eski Türk inançlarıyla ilgili kaynaklarda adı geçen ve özellikle çocuklar, doğum ve koruyuculukla ilişkilendirilen kutsal bir figürdür. Günümüzde “Umay Ana” adı yaygın olarak kullanılır.

 

Umay adı hangi Orhun Yazıtı’nda geçer?
Annelerin Umay’a benzetildiği ünlü ifade, Köl Tigin Yazıtı’nın doğu yüzündeki 31. satırda yer alır.

 

Kaşgarlı Mahmud Umay hakkında ne yazmıştır?
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te Umay sözcüğünü doğumdan sonra gelen “son” ile ilişkilendirir ve çocuk sahibi olmayla bağlantılı bir sözü aktarır.

 

Umay Ana’nın tarihî görünüşü biliniyor mu?
Umay’ın tek ve kesin bir tarihî tasviri bilinmiyor. Bazı eski figürlerin Umay olduğu ileri sürülse de bu tanımlamalar araştırma ve yorum konusudur. Günümüzdeki birçok Umay görseli çağdaş sanatçı çizimidir.

 

Anadolu’daki bütün doğum gelenekleri Umay’dan mı gelir?
Böyle bir genelleme yapılamaz. Araştırmacılar bazı geleneklerle Umay inancı arasında bağlantılar kurar; her uygulamanın geçmişi, ortaya çıktığı bölge ve tarihî kaynaklarla ayrıca incelenmelidir.

Kaynakça

“Köl Tigin Yazıtı’nda Bulunan Değerler Üzerine” — yazıtın doğu yüzündeki Umay ifadesini aktaran akademik çalışma

 

“Şamanik Ruh Tasavvuru Bağlamında İzlanda Fylgja’sı ve Hakas Umay’ı Üzerine” — Umay sözcüğü, doğum ve halk inanışları üzerine araştırma

 

“Türk Sanatında Üç Dişli Başlığa Sahip Şamanlar ve Savaşçılar” — eski tasvirlerin Umay olarak tanımlanması konusuna ilişkin çalışma

 

“Kudırge Kayası: Eski Türklerdeki Umay Tasvirleri Sorununa Bir Bakış”

 

“Türk Mitolojisinde Umay Ana Olgusu ve Çağdaş Sanatta Yeniden Tasviri”