Ejderha, Türk kültür ve sanat çevrelerinde görülen mitolojik figürlerden biridir; ancak kökeni yalnızca Türklere ait değildir. Çin, İran, Mezopotamya, Hint ve Orta Asya geleneklerinde farklı biçim ve anlamlarla karşılaşılan ejder tasviri, kültürler arası ilişkiler sonucunda Türk sanatında da kendine özgü yorumlar kazanmıştır. Anadolu Selçuklu sanatında taş ve alçı kabartmalarda, madenî eşyalarda ve bazı mimari kompozisyonlarda görülen figür çoğunlukla uzun, kıvrımlı gövdeli ve karşılıklı iki başlı biçimde işlenmiştir. Sanat tarihçisi Gönül Öney’in kapsamlı incelemesi, ejder tasvirlerinin Anadolu Selçuklu figür sanatında istisnai değil, çok sayıda örnekle temsil edilen bir unsur olduğunu gösterir.
Motif Orta Asya’dan Anadolu’ya nasıl ulaştı?
Ejder figürünün Anadolu’daki biçimini tek yönlü bir aktarımın sonucu olarak açıklamak mümkün değildir. Orta ve İç Asya’da Çin sanatıyla ilişki kuran topluluklar, İran kültür çevresi, İslam dünyası ve Anadolu’nun daha eski görsel gelenekleri arasında uzun süreli bir etkileşim yaşanmıştır. Orta Asya sanatında ejder; su, yağmur, gök olayları ve kozmik güçlerle ilişkilendirilebilmiştir. İran anlatılarında ise ejder çoğu zaman kahramanın yenmesi gereken tehlikeli bir varlıktır. Bu nedenle Türk-İslam sanatındaki her ejder figürüne aynı anlamı yüklemek doğru olmaz. Motifin işlevi, bulunduğu yapıdaki diğer figürlere ve kompozisyona göre değerlendirilmelidir.
Selçuklu ejderlerinin biçimsel özellikleri nelerdir?
Anadolu Selçuklu ejderlerinde gövde genellikle yılanı andıracak kadar uzun ve kıvrımlıdır. Gövde düğümler meydana getirerek uzanabilir; iki uçta ayrı başlar bulunabilir veya karşılıklı duran iki ejder bir bütün oluşturabilir. Sivri kulak, iri badem biçimli göz, açık ağız, kıvrık çene, sivri diş ve çatal dil sık rastlanan ayrıntılardır. Bazı örneklerde ejder başı aslan ya da sfenks kuyruğunun ucunda belirir; bazılarında hayat ağacı, kartal, boğa veya insan başıyla aynı kompozisyona girer. Bu çeşitlilik, ejderin sabit bir amblemden çok farklı anlatılara uyarlanabilen bir figür olduğunu düşündürür.
Selçuklularda ejderha neyi simgeler?
Selçuklu sanatında ejder; bağlama göre koruyucu güç, egemenlik, gökyüzü, gezegenler, su ve bereketle ilişkilendirilmiştir. Kapı ve taç kapı gibi bir yapının sınırını belirleyen alanlarda kullanılması, bazı örneklerin koruyucu işlevle yorumlanmasına yol açmıştır. Orta Çağ astronomi ve astroloji anlayışında Ay düğümlerini temsil eden ve kaynaklarda cevzeher adıyla anılan göksel ejder düşüncesi de bazı figürlü kompozisyonların açıklanmasında kullanılır. Bununla birlikte bir kabartmanın sadece ejder biçiminde olması, onun anlamını kesin olarak belirlemeye yetmez. Koruyuculuk, su veya gezegen bağlantıları sanat tarihçilerinin eserin konumu ve birlikte kullanıldığı figürlerden hareketle yaptığı yorumlardır.
Susuz Han’daki ejder kabartması
Ejder Kabartması
Susuz Han, Burdur
Fotoğraf: Ingeborg Simon | Wikimedia Commons
Burdur yakınındaki Susuz Han, Anadolu Selçuklu taş işçiliğinde ejder figürünün dikkat çekici örneklerinden birini barındırır. XIII. yüzyıl ortalarına tarihlenen yapının taç kapısındaki kabartmada ejderler, insan ya da melek benzeri başlarla birlikte ele alınmıştır. Taç kapının geometrik bordüründe daha küçük bir ejder figürü de bulunmaktadır. Figürlerin giriş bölümüne yerleştirilmesi koruyucu bir anlam taşıyabileceklerini düşündürse de kompozisyonun kesin açıklaması tartışmalıdır. Bu eser, Selçuklu sanatında geometrik ve bitkisel bezemelerin figürlü anlatımlarla yan yana kullanılabildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Çifte Minareli Medrese’de ejder, hayat ağacı ve kartal
Erzurum Çifte Minareli Medrese’nin XIII. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen cephesinde ejder, hayat ağacı ve çift başlı kartaldan oluşan bir düzen görülür. Sivri kemerli panoların içinde gövdeleri birbirine dolanan iki ejderin kuyrukları arasından hayat ağacı yükselir; ağacın üzerinde çift başlı kartal yer alır. Kompozisyon gökyüzü, yeryüzü, koruyuculuk ve iktidarla ilişkilendirilmiştir. Ancak yapının kitabesi bulunmadığı ve süslemelerin bir bölümü tamamlanmadığı için eserin banisi ve figürlerin programı hakkında kesin bir açıklama yapılamaz.
Cizre Ulu Camii’nin ejder biçimli kapı tokmakları
Ejder Kabartmalı Kapı Tokmağı
Cizre Ulu Cami
Fotoğraf: Dosseman | Wikimedia Commons
Cizre Ulu Camii’ne ait tunç kapı tokmağı, Anadolu’daki en tanınmış ejder tasvirlerinden biridir. Yapı Musul Atabekleri döneminde inşa edildiği için eseri doğrudan “Anadolu Selçuklu eseri” olarak tanımlamak yerine XII–XIII. yüzyıl Türk-İslam maden sanatının Artuklu-Atabeg çevresiyle ilişkili bir örneği olarak değerlendirmek daha doğrudur. Tokmakta karşılıklı duran iki kanatlı ejderin gövdeleri kıvrılarak birleşir ve merkezde bir aslan başı bulunur. Tokmaklardan biri İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir; eşinin ise Danimarka’ya götürüldüğü belirtilmektedir.
Türk sanatındaki ejderi nasıl değerlendirmeliyiz?
Ejder motifi, Türk sanatının kültürler arası niteliğini gösteren iyi bir örnektir. Figür Orta Asya, Çin ve İran gelenekleriyle temas içinde gelişmiş; Anadolu’da Selçuklu ve komşu Türk-İslam sanat çevrelerinin görsel diline uyarlanmıştır. Bu nedenle “ejderha sadece Çin kültürüne aittir” demek de her ejder tasvirini değişmez anlamları olan millî bir sembol saymak da tarihsel tabloyu basitleştirir. Somut eserler, ejderin Türk sanatında koruyucu, kozmolojik ve hükümdarlıkla ilişkili yorumlara açık, çok katmanlı bir figür olduğunu göstermektedir.
Sık Sorulan Sorular
Ejderha Türk kültüründe var mı?
Evet. Ejder figürü Orta Asya ve Türk-İslam sanatının çeşitli dönemlerinde görülür. Ancak ejderha sadece Türk kültürüne ait değildir; Avrasya’daki birçok kültürün ortak görsel mirasının parçasıdır.
Selçuklularda ejderha neyi simgeler?
Selçuklu eserlerindeki ejderler koruyuculuk, güç, su, bereket veya göksel olaylarla ilişkilendirilebilir. Figürün anlamı bulunduğu yere ve birlikte gösterildiği kartal, hayat ağacı, aslan ya da gezegen figürlerine göre değişir.
Ejderha sadece Çin kültürüne mi aittir?
Hayır. Çin sanatında son derece önemli olmakla birlikte ejder ve ejder benzeri yaratıklar İran, Mezopotamya, Hint, Orta Asya ve Avrupa geleneklerinde de görülür. Bu kültürlerde biçimleri ve anlamları aynı değildir.
Selçuklu ejder motifi hangi eserlerde bulunur?
Burdur’daki Susuz Han, Erzurum Çifte Minareli Medrese ve Konya Alâeddin Sarayı’ndan kalan alçı kabartmalar önemli örneklerdir. Cizre Ulu Camii’nin ejder biçimli kapı tokmağı da aynı yüzyılların Türk-İslam maden sanatını temsil eder.
Cizre ejderleri nerede sergileniyor?
Cizre Ulu Camii’ne ait ejder biçimli tokmaklardan biri İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndedir. Diğer tokmağın 1969’da Danimarka’ya götürüldüğü Kültür ve Turizm Bakanlığı kaynaklarında belirtilmektedir.
Kaynakça
- Öney, Gönül. “Anadolu Selçuk Sanatında Ejder Figürleri.” Belleten, Cilt 33, Sayı 130, 1969, ss. 171–192. Makale sayfası.
- Öney, Gönül. “Türk Sanatında Ejder ve Su Birlikteliği” için temel oluşturan Anadolu Selçuklu örnekleri, Belleten, 1969. TTK tam metin.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı. “Çifte Minareli Medrese.” Kültür Portalı.
- Erzurum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. “Medreseler: Çifte Minareli Medrese.” Kurumsal sayfa.
- Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. “Cizre Ejderleri.” Kurumsal sayfa.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı. “Türk ve İslam Eserleri Müzesi.” Kültür Portalı.
- Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. “Şahkulu.” TDV İslâm Ansiklopedisi.









