Divânu Lügâti’t-Türk Nedir? Türk Dilinin İlk Sözlüğü

divanu lugatit turk haritasi

XI. yüzyılda bir okur, Türkçe bir kelimenin anlamını öğrenmek için Divânu Lugâti’t-Türk’ü açtığında yalnızca o kelimenin Arapça karşılığını bulmazdı. Karşısına bazen bir atasözü, bazen bir şiir parçası, bazen de o sözcüğü hangi Türk topluluğunun nasıl kullandığına ilişkin bir açıklama çıkardı. Kaşgarlı Mahmud’un hazırladığı eser, sözlük biçiminde düzenlenmiş olsa da Türklerin dili ve yaşadığı dünya hakkında çok daha geniş bir kayıt bırakmıştır.

Divânu Lugâti’t-Türk, Türk dili için hazırlanmış bilinen ilk büyük sözlük olarak kabul edilir. Kaşgarlı Mahmud eseri Arapça kaleme almış, Türkçe kelimeleri açıklamış ve kullanımlarını örneklerle göstermiştir. Bugün kitap; dil tarihi, edebiyat, halk bilimi ve tarih araştırmaları için temel kaynaklardan biridir. Onu özel kılan, yaklaşık bin yıl önceki Türkçeyi yalnızca kelime listeleriyle değil, insanların söylediği sözler ve yaşadığı coğrafyayla birlikte göstermesidir.

Divânu Lugâti’t-Türk Nedir?

Divânu Lugâti’t-Türk adını kabaca “Türk dillerinin sözlüğü” biçiminde açıklayabiliriz. Eserin merkezinde Türkçe kelimeler ve bunların Arapça açıklamaları vardır. Fakat Kaşgarlı Mahmud, bir sözcüğün anlamını vermekle yetinmez: Söyleniş farklılıklarına, kullanımına, kimi zaman da o sözcükle ilgili kültürel bilgilere yer verir.

Bu nedenle esere yalnızca “Türkçe-Arapça sözlük” demek içeriğini anlatmaya yetmez. Türk topluluklarının adları, bazı yerleşim yerleri, atasözleri, şiirler, gündelik hayatla ilgili ayrıntılar ve bir harita aynı kitapta bulunur. Ancak eseri XI. yüzyıldaki bütün Türk topluluklarını eksiksiz biçimde kaydeden tarafsız bir sayım olarak da görmemek gerekir. Okuduğumuz bilgiler, Kaşgarlı’nın derlediği ve belirli bir amaçla düzenlediği malzemelerdir.

Kaşgarlı Mahmud Kimdir?

Kaşgarlı Mahmud, XI. yüzyılda yaşamış bir Türk bilgini ve Divânu Lugâti’t-Türk’ün yazarıdır. Adındaki “Kaşgarlı” ifadesi, onu Orta Asya’nın önemli kültür merkezlerinden Kaşgar’la ilişkilendirir. Hayatının bütün ayrıntılarını kesin olarak bilmiyoruz; kendi eseri ve onun hakkında aktarılan bilgiler, yaşadığı dönemi anlamamız için başlıca dayanaklardır.

Eserde farklı Türk topluluklarının söz varlığına ve söyleyişlerine dair gözlemler yer alması, Kaşgarlı’nın dil malzemesi toplamak için büyük emek verdiğini gösterir. Bazı kelimeleri belirli boylarla ilişkilendirir, kullanımlar arasında karşılaştırmalar yapar ve kendi değerlendirmelerini ekler. Onun çalışması bu bakımdan hem sözlükçülük hem de Türkçenin tarihî çeşitliliğini araştırmak açısından önemlidir.

Kaşgarlı Mahmud’u bugün ilgimizi çeken her konuda çağdaş anlamda bir dil bilimci veya coğrafyacı gibi tanımlamak yerine, kendi çağının bilgi toplama ve sözlük hazırlama yöntemleri içinde değerlendirmek gerekir. Değeri de burada ortaya çıkar: XI. yüzyılda Türkçeyi öğrenmek isteyen bir okura seslenirken kendi zamanından çok daha uzun süre kullanılacak bir kaynak hazırlamıştır.

divanu lugatit turk nedir

Divânu Lugâti’t-Türk Ne Zaman Yazıldı?

Kaşgarlı Mahmud’un esere 1072 yılında başladığı ve 1074 yılında bir aşamasını tamamladığı, yazmanın sonunda verilen bilgilerden anlaşılır. Eserin sonraki yıllarda gözden geçirilmiş ve eklemeler yapılmış olabileceği de tartışılır. Bu yüzden kaynaklarda bazen 1072-1074, bazen de daha sonraki yıllara uzanan tarihlendirmeler görülür.

Bu tarihler Karahanlıların ve Selçukluların İslam dünyasındaki etkisinin arttığı bir döneme denk gelir. Türkçe konuşan topluluklarla Arapça konuşan çevreler arasındaki temas, Türkçeye yönelik ilgiyi de güçlendirmiştir. Kaşgarlı’nın çalışması bu tarihî ortam içinde anlam kazanır.

Kaşgarlı Mahmud Bu Eseri Neden Yazdı?

Eserin temel amaçlarından biri, Arapça bilen okurlara Türkçeyi tanıtmaktır. Bu nedenle açıklama dili Arapçadır. Kaşgarlı, kelimelerin anlamlarını verirken Türkçe örnekleri kullanır ve dilin farklı topluluklardaki biçimlerini gösterir. Böylece okur, yalnızca birkaç gündelik sözcük öğrenmekle kalmaz; Türkçenin işleyişi ve kullanım alanları hakkında da fikir edinir.

Kaşgarlı’nın bir başka amacı, Türkçenin söz varlığını ve anlatım imkânlarını ortaya koymaktır. Atasözlerine ve şiirlere yer vermesi bu bakımdan anlamlıdır. Bunlar yalnızca sayfa dolduran örnekler değildir; bir kelimenin cümle içinde nasıl yaşadığını, hangi düşünceyi veya duyguyu taşıyabildiğini gösterir.

Eseri okurken yazarın Türkçeye duyduğu ilgiyi ve onu tanıtma isteğini hissederiz. Bununla birlikte Divânu Lugâti’t-Türk’ü yalnızca bir övgü metni olarak görmek, derleme ve karşılaştırma yönünü gölgede bırakır. Kaşgarlı’nın bıraktığı asıl miras, büyük miktarda dil malzemesini belirli bir düzen içinde kayda geçirmesidir.

Sözlükte Hangi Bilgiler Bulunur?

Divânu Lugâti’t-Türk’te Türkçe kelimeler Arapça açıklamalarıyla birlikte yer alır. Sözcüklerin kullanıldığı örnekler, kimi zaman aynı kelimenin farklı topluluklarda aldığı biçimler ve dil bilgisine ilişkin notlar bu açıklamaları tamamlar. Yer adları, boy adları, hayvanlar, bitkiler, araçlar ve gündelik yaşamla ilgili sözcükler de sözlüğün geniş kapsamını gösterir.

Kitapta atasözleri, şiir parçaları ve başka sözlü edebiyat örnekleri de bulunur. Bu metinler, kelimelerin anlamını desteklemek için kullanılmış olsalar bile bugün kendi başlarına değerli kaynaklardır. Çünkü bir sözün hangi bağlamda söylendiğini, insanların neleri benzetme konusu yaptığını ve şiirde hangi duyguları anlattığını görmemizi sağlarlar.

Sözlükteki bir kelimeyi bugünün Türkiye Türkçesindeki biçimiyle hemen eşitlemek her zaman doğru sonuç vermez. Sesler, anlamlar ve kullanımlar yüzyıllar içinde değişebilir. Divânu Lugâti’t-Türk’ün sunduğu tarihî kayıt, bu değişimi incelemek için bir başlangıç noktasıdır.

Türk Topluluklarının Konuşmaları Nasıl Karşılaştırılır?

Kaşgarlı Mahmud, bütün Türklerin her kelimeyi aynı biçimde söylemediğinin farkındadır. Bu nedenle eserde farklı boyların ve bölgelerin kullanımlarına ilişkin açıklamalar bulunur. Bir sözcüğün nerede farklı telaffuz edildiğini veya hangi toplulukta başka bir biçiminin kullanıldığını belirtmesi, sözlüğü Türkçenin tarihî çeşitliliği açısından önemli kılar.

Bugün bu bilgileri değerlendirirken dikkatli davranmak gerekir. XI. yüzyıl topluluklarının adları ile günümüzün standart Türk dilleri birebir aynı şey değildir. Kaşgarlı’nın verdiği örnekler, kendi çağındaki dil ilişkilerini anlamamıza yardımcı olur; modern dil sınırlarını bin yıl geriye aynen taşımamızı sağlamaz.

dlt ilk sayfa

Divanü Lugati’t-Türk İlk Sayfası
Görsel: TDK

Eserin İçindeki Dünya Haritası Neyi Gösteriyor?

Divânu Lugâti’t-Türk’ün en çok ilgi çeken parçalarından biri, içinde yer alan yuvarlak dünya haritasıdır. Haritada Türk topluluklarının yaşadığı bölgeler ve Kaşgarlı’nın dünyayı nasıl tasavvur ettiği görülür. Şehirler, dağlar, akarsular ve başka coğrafi öğeler, XI. yüzyıldaki bilgi ve ilgi alanları çerçevesinde yerleştirilmiştir.

Harita bugünkü anlamda ölçülü bir siyasi harita değildir; ülkelerin kesin sınırlarını veya bütün yerleşimleri göstermesini beklememek gerekir. Değeri, Kaşgarlı’nın Türk topluluklarını hangi coğrafi ilişkiler içinde düşündüğünü göstermesidir. Bir sözlüğün içine harita koyması da dil ile yaşanılan yer arasındaki bağı ne kadar önemli gördüğünü düşündürür.

Bu görsel için bazen “ilk Türk dünya haritası” ifadesi kullanılır. Daha dikkatli bir tanım, onu bir Türk bilgininin hazırladığı ve günümüze ulaşan en erken dünya haritası örneklerinden biri olarak anmaktır. Böylece haritanın önemini korurken hakkında gereğinden kesin bir iddiada bulunmamış oluruz.

Atasözleri ve Şiirler Neden Bu Kadar Değerli?

Bir sözlükte kelimenin yalnızca karşılığı verilirse o sözcüğün nasıl kullanıldığını anlamak zor olabilir. Kaşgarlı Mahmud’un atasözlerine ve şiir parçalarına yer vermesi, kelimeleri yaşadıkları cümlelerin içinde görmemizi sağlar. Böylece eserden hem dil hem de edebiyat tarihi için yararlanabiliriz.

Atasözleri, insanların davranışları ve karşılaştıkları durumlar üzerine kurulmuş kısa anlatımlardır. Şiir örnekleri ise farklı duyguları ve olayları dile getirir. Ancak bunları XI. yüzyılda herkesin aynı düşünceyi paylaştığının kanıtı gibi okumamak gerekir. Metinler, Kaşgarlı’nın seçerek kitabına aldığı edebî ve sözlü kültür örnekleridir.

Divânu Lugâti’t-Türk Günümüze Nasıl Ulaştı?

Bugün bilinen tek yazma nüsha, Kaşgarlı Mahmud’un XI. yüzyılda kendi eliyle yazdığı sayfalar değildir. Bu nüsha, onun eserinden 1266 yılında kopyalanmış bir yazmadır. Orta Çağ eserlerinin günümüze bu şekilde, sonraki yüzyıllarda hazırlanmış kopyalar aracılığıyla ulaşması olağandır.

Eserin varlığı sonraki yüzyıllarda başka yazarlar tarafından bilinmesine rağmen, bugün elimizde bulunan nüsha uzun süre araştırmacıların erişiminde değildi. Ali Emîrî Efendi, II. Meşrutiyet’i izleyen yıllarda bu yazmayı İstanbul’da satın alarak yeniden ilim dünyasının dikkatine sundu. Ardından Kilisli Rifat Bilge eseri inceleyip yayımladı; Besim Atalay’ın Türkçe çevirisi de daha geniş bir okur çevresinin kitaba ulaşmasını sağladı.

Yazma bugün İstanbul’daki Millet Yazma Eser Kütüphanesi’nde korunmaktadır. Tek nüsha oluşu, onun korunmasını özellikle önemli kılar. Araştırmacıların kullandığı basımlar, çeviriler ve tıpkıbasımlar da bu tarihî yazmanın incelenmesiyle hazırlanmıştır.

UNESCO Kaydı Ne Anlama Geliyor?

Divânu Lugâti’t-Türk yazması, UNESCO’nun Dünya Belleği programında da yer alır. Burada söz konusu olan, sözlü kültür geleneklerine yönelik Somut Olmayan Kültürel Miras listesi değil, belgesel mirasa ilişkin bir kayıttır. Yazmanın dil, sözlükçülük, coğrafya ve kültür tarihi bakımından taşıdığı değer bu çerçevede tanınmıştır.

Divânu Lugâti’t-Türk Bugün Neden Önemli?

Eser, XI. yüzyıl Türkçesini tek bir merkezden değil, farklı toplulukların kullanımlarına ilişkin gözlemlerle tanımamızı sağlar. Bir kelimenin biçimini, bir atasözünün kullanımını veya bir yer adının tarihî kaydını araştıran kişi için aynı yazmada çok farklı türden bilgiler bulunur.

Divânu Lugâti’t-Türk’ün kalıcılığı, eski kelimeleri bir araya getirmesinden fazlasına dayanır. Kaşgarlı Mahmud, Türkçeyi konuşan insanları; sözleri, şiirleri ve yaşadıkları yerlerle birlikte kaydetmiştir. Bugün kitabı açtığımızda bir sözlüğün sayfaları arasından XI. yüzyıl Türk dünyasının seslerini duyabilmemizin nedeni budur.

Sık Sorulan Sorular

Divânu Lugâti’t-Türk’ü kim yazdı?
Eser, XI. yüzyılda yaşamış Kaşgarlı Mahmud tarafından hazırlanmıştır.

Divânu Lugâti’t-Türk ne zaman yazıldı?
Kaşgarlı Mahmud esere 1072 yılında başlamıştır. Yazmanın sonundaki bilgi, 1074 yılında tamamlandığını belirtir; eserin sonraki yıllarda gözden geçirilmesi ve sunuluş tarihiyle ilgili farklı değerlendirmeler de vardır.

Eser neden Arapça yazıldı?
Hedef okurlar arasında Arapça bilen kişiler bulunduğu için Türkçe kelimeler Arapça açıklanmıştır. Eserin konusu Türkçedir; açıklama dili ise Arapçadır.

Divânu Lugâti’t-Türk yalnızca bir sözlük mü?
Hayır. Sözlük düzeninin yanında Türk toplulukları, dil farklılıkları, atasözleri, şiirler, yer adları ve coğrafya hakkında bilgiler de içerir.

Kitaptaki harita neyi gösterir?
Kaşgarlı Mahmud’un dünyayı ve Türk topluluklarının yaşadığı bölgeleri nasıl gösterdiğini ortaya koyar. Günümüzün ölçülü siyasi haritaları gibi okunmamalıdır.

Günümüze kaç yazma nüshası ulaştı?
Bugün bilinen tek yazma nüsha vardır. Kaşgarlı’nın özgün el yazması değil, 1266’da hazırlanmış bir kopyadır ve İstanbul’daki Millet Yazma Eser Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

Kaynakça

Mustafa S. Kaçalin, “Dîvânü Lugāti’t-Türk”, TDV İslâm Ansiklopedisi. Eserin kapsamı, yazılış tarihi, nüshası ve yayın geçmişi.

Türk Dil Kurumu, “Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugâti’t-Türk”. Eserin hazırlanışı, içeriği ve haritası.

Türk Dil Kurumu, “Sunuş”. Eserin sözlük, edebiyat ve coğrafya tarihi bakımından değeri.

TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ali Emîrî Efendi”. Yazmanın yeniden ortaya çıkarılması ve korunması.

UNESCO, “Diwan Lughat al-Turk”, Dünya Belleği programı. Yazmanın belgesel miras niteliği.