Melikşah Almaz

Malazgirt’ten Önce Anadolu’da Türkler Var mıydı?

Türklerin Anadolu’daki tarihi 1071 Malazgirt Zaferi’yle başlamadı. Malazgirt’ten yüzyıllar önce farklı Türk toplulukları Anadolu’ya ulaşmış, bölgede askerî seferler düzenlemiş ve Bizans ordusunda görev almıştı. Selçuklu Türkleri ise Malazgirt’ten yaklaşık yarım asır önce Anadolu’yu tanımaya başlamış; Doğu Anadolu’dan iç bölgelere uzanan çok sayıda harekât gerçekleştirmişti. Malazgirt Zaferi’ni diğer gelişmelerden ayıran asıl özellik, Anadolu’ya ilk Türk girişini

Malazgirt’ten Önce Anadolu’da Türkler Var mıydı? Devamını Oku »

Selçuklu Sultanlarının Kullandığı Unvanlar Ne Anlama Geliyordu?

Selçuklu sultanları tarihî kaynaklarda yalnızca doğumlarında verilen adlarla anılmaz. Sultan, melik, şehinşah ve hakan gibi hükümdarlık unvanlarının yanında Rükneddin, Gıyaseddin, İzzeddin ve Alaeddin gibi lakaplar da kullanılır. Keyhüsrev, Keykâvus ve Keykubad gibi hükümdar adları ise Selçuklu sarayının İran coğrafyasındaki kültür ve edebiyat dünyasıyla kurduğu bağı gösterir. Bu nedenle “I. Alaeddin Keykubad” veya “I. Gıyaseddin Keyhüsrev”

Selçuklu Sultanlarının Kullandığı Unvanlar Ne Anlama Geliyordu? Devamını Oku »

Anadolu Selçuklu Devleti Nasıl Kuruldu?

Anadolu Selçuklu Devleti, Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’da başlayan büyük Türk ilerleyişinin kalıcı bir devlete dönüşmesiyle kuruldu. Devletin kurucusu, Selçuklu hanedanından Kutalmış’ın oğlu Süleyman Şah’tı. Süleyman Şah, beraberindeki Türkmen kuvvetleriyle Anadolu’nun içlerinden Marmara kıyılarına kadar ilerledi; İznik’i ele geçirerek burayı devletinin merkezi yaptı. Böylece Anadolu’daki Türk varlığı yalnızca akınlar ve askerî harekâtlarla sınırlı kalmadı. Türkler şehirleri

Anadolu Selçuklu Devleti Nasıl Kuruldu? Devamını Oku »

Osmanlı Türkçesi Ayrı Bir Dil miydi?

Osmanlı döneminden kalan bir fermanı, divan şiirini veya resmî belgeyi gören pek çok kişi, karşısındaki metnin Türkçeden tamamen farklı bir dil olduğunu düşünebilir. Arap harflerine dayanan yazı sistemi, bugün kullanılmayan kelimeler ve uzun tamlamalar bu düşünceyi güçlendirir. Ancak Osmanlı Türkçesi, Türkçeden ayrı bir dil değil; Türkçenin Osmanlı medeniyeti içinde gelişen tarihî yazı dilidir. Osmanlı Türkçesinin

Osmanlı Türkçesi Ayrı Bir Dil miydi? Devamını Oku »

Codex Cumanicus Nedir? Kıpçak Türkçesinin Eşsiz Mirası

Codex Cumanicus, 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısında Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak sahasında hazırlanan ve Kıpçak Türkçesinin söz varlığını günümüze ulaştıran en önemli yazma eserlerden biridir. Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesi arasında hazırlanmış sözlüklerin yanı sıra dil bilgisi açıklamaları, gündelik konuşma örnekleri, dinî metinler, ilahiler, atasözleri ve bilmeceler içerir. Eserin önemi yalnızca eski Türkçe

Codex Cumanicus Nedir? Kıpçak Türkçesinin Eşsiz Mirası Devamını Oku »

Rusçaya Geçen Türkçe Kelimeler

Bir dilin başka bir dile kelime vermesi, iki toplum arasındaki ilişkinin en kalıcı izlerinden biridir. Devletler yıkılabilir, sınırlar değişebilir ve ticaret yolları önemini kaybedebilir; ancak insanların birbirinden öğrendiği kelimeler yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder. Rusçada bulunan Türkçe kökenli kelimeler de Türklerle Rusların aynı coğrafyada kurduğu uzun tarihî ilişkinin dildeki izlerini taşır. Türk toplulukları ile Doğu

Rusçaya Geçen Türkçe Kelimeler Devamını Oku »

Kırmızı Kuşak Geleneğinin Kökeni ve Anlamı

Türkiye’de kırmızı kurdele; düğünlerde gelinin beline, söz ve nişan törenlerinde yüzüklere, mezuniyetlerde diplomalara, yeni doğum yapan annenin veya bebeğin yakınına bağlanabilir. Aynı renkteki kurdele, kullanıldığı ortama göre bekâret, bereket, korunma, uğur, birlik veya kutlama anlamı kazanır. Bu nedenle kırmızı kurdelenin bütün kullanım alanlarını açıklayan tek ve değişmez bir kökenden söz etmek yanıltıcıdır. Gelinin belindeki kırmızı

Kırmızı Kuşak Geleneğinin Kökeni ve Anlamı Devamını Oku »

Tahtaya Vurmak Eski Türklerden mi Geliyor?

“Allah korusun” dedikten sonra kulağımızı çekip tahtaya üç kez vurmak, Türkiye’de hemen herkesin bildiği bir davranıştır. Sağlıktan, başarıdan veya güzel giden bir durumdan söz edildiğinde insanın eli farkında olmadan yakındaki masaya, kapıya ya da başka bir ahşap yüzeye uzanabilir. Bu hareketle dile getirilen iyi durumun bozulmaması, kötü ihtimalin gerçekleşmemesi ve nazarın uzak tutulması amaçlanır. Tahtaya

Tahtaya Vurmak Eski Türklerden mi Geliyor? Devamını Oku »

Günümüzde Yaşayan Eski Türk İnançları ve Gelenekleri

Bugün Anadolu’da ve Türk dünyasının farklı bölgelerinde sürdürülen bazı geleneklerin kökleri, Türklerin İslamiyet öncesindeki inanç dünyasına kadar uzanır. Nazar değmesinden çekinmek, kötü bir ihtimalden söz ederken tahtaya vurmak, ateşe ve suya saygısızlık etmemek, ağaca bez bağlayarak dilek dilemek, yeni doğan bir bebeği kırk gün korumak ve kurşun döktürmek bu geleneklerin en bilinen örneklerindendir.   Bu

Günümüzde Yaşayan Eski Türk İnançları ve Gelenekleri Devamını Oku »

Altın Elbiseli Adam: Esik Kurganı ve Sembolleri

Altın Elbiseli Adam, Kazakistan’daki Esik Kurganı’nın yağmalanmadan kalan yan mezarında bulunan, gösterişli tören kıyafeti binlerce altın parçayla süslenmiş genç bir kişiye verilen addır. Mezar, arkeolog Kemal Akişev başkanlığındaki ekip tarafından 1969–1970 yıllarında kazılmıştır. Buluntu genel olarak Jetisu Saka kültür çevresiyle ilişkilendirilir. İskeletin yaklaşık 15–18 yaşlarında olduğu değerlendirilmiş; cinsiyeti ve toplumsal konumu hakkında ise farklı görüşler

Altın Elbiseli Adam: Esik Kurganı ve Sembolleri Devamını Oku »