Orhun Yazıtlarında Bugün Hâlâ Kullandığımız Sözcükler

orhun yazitlarinda bugun hala kullandigimiz kelimeler

Bilge Tonyukuk Yazıtları
Moğolistan — Fotoğraf: Vezirtonyukuk

Orhun Yazıtlarını Latin harflerine aktarılmış biçimiyle okumaya başlayan bir Türkiye Türkü, yaklaşık 1300 yıl önce söylenmiş birçok kelimeyi şaşırtıcı biçimde tanıyabilir. Harfler farklı, bazı sesler değişmiş ve kimi kelimelerin anlamları zamanla genişlemiş olsa da metinlerde “Türk”, “ben”, “sen”, “yer”, “su”, “taş”, “kişi”, “oğul”, “kız”, “at”, “il”, “bilge”, “almak”, “bilmek” ve “işitmek” gibi bugün de yaşayan sözler bulunur.

Bu kelimeler, Türkçenin yalnızca eski bir dil olduğunu değil, geçmişiyle bağını koruyan canlı bir dil olduğunu gösterir. Türkler yüzyıllar boyunca Türkistan’dan Anadolu’ya, Sibirya’dan Balkanlara uzanan geniş bir coğrafyada yaşamış; farklı devletler kurmuş, çeşitli din ve medeniyet çevreleriyle temas etmiştir. Buna rağmen dilin en temel kelimelerinin önemli bir bölümü kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Orhun Yazıtları bu devamlılığı görebildiğimiz en değerli kaynakların başında gelir. Yazıtlarda yalnızca savaşlar, hükümdarlar ve devlet işleri anlatılmaz. Türk milletinin yaşadığı sıkıntılar, yeniden bağımsız oluşu, yöneticilerin görevleri, halkın birlik içinde kalmasının önemi ve gelecek kuşaklara bırakılan öğütler de güçlü bir dille ifade edilir. Böylece taşların üzerinde hem Türk tarihinin hem de Türkçenin hafızası korunmuştur.

Elbette Orhun Türkçesi ile günümüzde konuştuğumuz Türkiye Türkçesi tamamen aynı değildir. Aradan geçen on üç asır boyunca sesler değişmiş, bazı kelimeler kullanımdan düşmüş, yeni kelimeler dile girmiş ve Türkçe farklı kollara ayrılmıştır. Ancak bu değişim, iki dönem arasındaki bağı ortadan kaldırmaz. Aksine eski biçimlerle bugünkü biçimler yan yana getirildiğinde Türkçenin tarih içindeki yolculuğu daha açık biçimde görülür.

Orhun Yazıtları Hangi Döneme Aittir?

orhun yazitlari hangi doneme aittir

Pazırık Kültürü Dokuması
Hermitage Müzesi, St. Petersburg — Fotoğraf: Garrett Ziegler

Orhun Yazıtları, İkinci Türk Kağanlığı döneminde dikilmiş Türkçe anıtlardır. Bu adla özellikle Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan adına hazırlanan büyük yazıtlar anılır. Tonyukuk Yazıtı genel olarak VIII. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlendirilir. Kül Tigin Yazıtı 732’de, Bilge Kağan Yazıtı ise 735’te dikilmiştir.

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları bugünkü Moğolistan sınırları içindeki Orhun Vadisi’nde yer alır. Tonyukuk yazıtları ise daha doğuda, Tola Irmağı çevresindeki Bayn Çokto bölgesindedir. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının metinlerini meydana getiren kişinin Yollug Tigin olduğu yazıtlarda belirtilir. Tonyukuk Yazıtı ise büyük Türk devlet adamı Tonyukuk’un kendi ağzından yaşadıklarını anlattığı bir eserdir.

Yazıtlarda kullanılan alfabe günümüzde çoğunlukla Göktürk alfabesi, Köktürk alfabesi veya eski Türk runik yazısı olarak adlandırılır. İşaretler ilk bakışta bugünkü Latin harflerinden tamamen farklı görünür. Fakat metinler Latin harflerine aktarıldığında içlerindeki tanıdık kelimeler hemen belirginleşmeye başlar.

Orhun Yazıtları, Türk adının, Türk milletinin ve Türk devlet düşüncesinin doğrudan Türkçe ifadelerle anlatıldığı en önemli tarihî kaynaklarımızdandır. Yazıtların dili yalnızca olayları kaydeden kuru bir devlet dili değildir. Hitabet gücü yüksek, karşıtlıklardan ve tekrarlardan yararlanan, halka doğrudan seslenen gelişmiş bir anlatıma sahiptir.

“Üze kök tengri, asra yağız yer” biçimindeki ünlü söz, günümüz Türkçesine “Üstte mavi gök, altta yağız yer” şeklinde aktarılır. Devamında gök ile yer arasında “kişi oğlunun”, yani insanoğlunun yaratıldığı anlatılır. Bu kısa bölümde bile gök, yer, kişi ve oğul gibi bugün anladığımız birçok kelimenin eski biçimleriyle karşılaşırız.

Orhun Yazıtlarının Dili Günümüz Türkçesine Benziyor mu?

Orhun Türkçesi, günümüz Türkiye Türkçesinin doğrudan aynı biçimi değildir; fakat ikisi Türk dilinin tarihî gelişimi içinde birbirine bağlıdır. Türkiye Türkçesi, Türk dilinin Oğuz kolunda gelişmiştir. Orhun Türkçesi ise bugünkü Türk yazı dillerinin henüz bütünüyle ayrışmadığı eski bir dönemin özelliklerini taşır.

Bu nedenle bir Türkiye Türkü, eğitim almadan Orhun Yazıtlarının özgün metnini baştan sona anlayamaz. Buna karşılık metinde geçen çok sayıda kökü, eki ve cümle kuruluşunu tanıyabilir. “Türk bodun”, “kök tengri”, “yağız yer”, “kişi oglı”, “begler” ve “bilge” gibi ifadeler kısa açıklamalarla anlaşılır hâle gelir.

Benzerlik yalnızca birkaç ortak kelimeden ibaret değildir. Türkçenin kelime köklerine ekler getirerek yeni anlamlar oluşturması, fiillerin çekimlenme biçimi, tamlamalar ve cümlenin genel kuruluş mantığı da tarihî devamlılık gösterir. Bugün “bilmek”, “bilge”, “bilgi” ve “bilgin” kelimelerini aynı kökten ürettiğimiz gibi Orhun Türkçesinde de “bil-” kökünden oluşturulmuş yapılar görülür.

Yazıtların gelişmiş anlatım gücü, Türkçenin VIII. yüzyılda yeni ortaya çıkmış veya henüz işlenmemiş bir dil olmadığını da gösterir. Devlet yönetimini, toplumsal düzeni, savaşı, barışı, ihaneti, bağlılığı ve tarih bilincini böylesine güçlü biçimde anlatan bir dilin arkasında uzun bir sözlü ve yazılı kültür birikimi bulunuyordu.

Orhun Yazıtlarında Aynı Biçimiyle Yaşayan Kelimeler

orhun yazitlarinda bugun kullanilan kelimeler

Tonyukuk Yazıtı’nın Kopya Çizimi
Batı yüzünün yazıt kopyası — Kaynak: IEAS, Çin Bilimler Akademisi; çizer bilinmiyor

Orhun Yazıtlarındaki bazı kelimeler günümüze neredeyse hiç değişmeden ulaşmıştır. Bunların önemli bir bölümü insanı, aileyi, tabiatı ve günlük hayatı anlatan temel sözlerdir. Dillerde en uzun süre yaşayan kelimeler çoğunlukla insanın yakın çevresi ve temel ihtiyaçlarıyla ilgili olanlardır.

“Türk” adı yazıtlarda “Türük” veya araştırmacıların okuma tercihlerine göre “Türk” biçiminde karşımıza çıkar. Bu ad yalnızca bir topluluğu belirtmez; Türk milleti, Türk kağanı ve Türk devleti etrafında kurulan güçlü bir kimliğin merkezinde yer alır. Bilge Kağan’ın Türk milletine seslenişi, Türk adının bundan yaklaşık 1300 yıl önce kendi dilimizle taşa işlendiğini gösterir.

“Ben” ve “sen” zamirleri de eski metinlerde tanıyabildiğimiz temel kelimelerdendir. Tonyukuk kendi hayatını ve yaptığı işleri anlatırken “ben” sözünü kullanır. İnsanların kendilerini ve karşılarındaki kişiyi ifade etmek için kullandıkları bu zamirler, Türkçenin en eski yazılı dönemlerinden günümüze kadar ulaşmıştır.

“Yer”, “su” ve “taş” kelimeleri de yazıtlarda bulunur. Yer ile su, eski Türk düşüncesinde yalnızca tabiat unsurları değildir. “Yer-su” ifadesi yurdu, tabii çevreyi ve yaşanılan coğrafyanın koruyucu değerini içine alan geniş bir anlam taşıyabilir. “Taş” ise hem doğal bir maddeyi hem de sözlerin üzerine kazındığı kalıcı anıtı ifade eder.

Yer ve su kelimelerinin bugün Türkiye Türkçesinde olduğu kadar diğer Türk dillerinde de yaşaması dikkat çekicidir. Azerbaycan Türkçesindeki “yer” ve “su”, Kazakçadaki “jer” ve “su”, Kırgızcadaki “cer” ve “suu” aynı eski Türkçe köklerin farklı ses gelişimleriyle yaşayan biçimleridir. Bu örnekler, Orhun Yazıtlarının yalnızca Türkiye Türklerinin değil, bütün Türk dünyasının ortak dil mirası olduğunu gösterir.

“Taş”, “at”, “kız” ve “oğul” kelimeleri de temel anlamlarını büyük ölçüde korumuştur. At, bozkır hayatının ve Türk askerî düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Kül Tigin’in savaşları anlatılırken bindiği atlardan söz edilir. Böylece “at” kelimesi yalnızca bir hayvan adı olarak değil, Türklerin hareketli hayatının, savaşçılığının ve geniş coğrafyalara ulaşabilmesinin bir parçası olarak karşımıza çıkar.

“Kız” ve “oğul” kelimeleri aile ve soy çevresindeki eski söz varlığımızın örnekleridir. “Oğul” kelimesi yazıtlarda “ogul” biçiminde görülür. Kelime, günümüzde hem Türkiye Türkçesinde hem de Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşamaktadır. Bu iki kelimenin yüzyıllar boyunca korunması, aileyle ilgili temel Türkçe sözlerin gücünü ortaya koyar.

“Kişi” kelimesi de bugün taşıdığı temel anlamıyla yazıtlarda yer alır. “İki ara kişi oglı kılınmış” sözü, “İkisinin arasında insanoğlu yaratılmış” şeklinde anlaşılır. Günümüzde kişi kelimesini herhangi bir insanı ifade etmek için kullanmaya devam ediyoruz. Aradan geçen yüzyıllar kelimenin temel anlamını değiştirmemiştir.

Yazıtlardaki “bilge” sözü de günümüzde aynı biçimiyle yaşayan kelimelerdendir. Bilge; bilgili, akıllı, tecrübeli ve doğru karar verebilen kişi anlamını taşır. Bilge Kağan’ın unvanındaki bu kelime, Türk devlet anlayışında hükümdarın yalnızca güçlü değil, aynı zamanda bilgili ve ileri görüşlü olması gerektiğini anlatır.

Bilge kelimesinin kökü olan “bil-” fiili de bugün yaşamaktadır. Bunun yanında “al-”, “kal-”, “işit-”, “otur-”, “yarat-” ve “öl-” gibi birçok temel fiilin eski biçimleri yazıtlarda görülür. Bazıları ses bakımından küçük farklılıklar taşısa da kökleri ve temel anlamları kolayca tanınabilir.

Yazıtlardaki Kelimeler Yalnızca Türkiye Türkçesinde mi Yaşıyor?

Orhun Yazıtlarındaki kelimelerin önemli bir bölümü Türkiye Türkçesinin yanı sıra Azerbaycan, Türkmen, Kazak, Kırgız, Özbek, Uygur, Tatar, Başkurt, Saha ve diğer Türk dillerinde de yaşamaktadır. Bazı eski biçimler Türkiye Türkçesinde değişirken başka bir Türk dilinde daha az değişmiş hâlde korunmuştur.

Örneğin yazıtlardaki “kök” kelimesi Türkiye Türkçesinde “gök” olmuştur. Kazakça ve Kırgızca gibi bazı Türk dillerinde ise “kök” biçimi yaşamaya devam eder. Yazıtlardaki “kör-” fiili Türkiye Türkçesinde “gör-” olurken birçok Türk dilinde eski baş sesi korunmuştur. Aynı durum “bol-” ve “ol-” arasındaki ilişki için de geçerlidir.

Bu durum, Türk dillerinden birini eski, diğerini yeni veya birini diğerinden daha doğru yapmaz. Her Türk dili ortak mirasın farklı özelliklerini korumuştur. Bazen Türkiye Türkçesinde unutulan eski bir kelime Kazakçada, Kırgızcada veya Saha Türkçesinde yaşamaya devam eder. Bazen de başka bir Türk dilinde değişen unsur Türkiye Türkçesinde eski biçimine daha yakın kalır.

Bu yüzden Orhun Yazıtlarının söz varlığını anlamak için bütün Türk dünyasının dillerine birlikte bakmak gerekir. Yazıtlardaki kelimelerin farklı Türk toplulukları arasında yaşamayı sürdürmesi, aramızdaki tarihî dil bağının en açık göstergelerindendir.

Ses Değiştirerek Günümüze Ulaşan Kelimeler

eski turkceden gunumuze ulasan kelimeler

Bilge Kağan Yazıtı
Orhun Vadisi, Moğolistan — Fotoğraf: Betta27

Orhun Yazıtlarındaki bazı kelimeler ilk bakışta farklı görünse de Türkçenin düzenli ses değişimleri takip edildiğinde bugünkü karşılıkları kolayca anlaşılır. Kelimelerin ses değiştirmesi dilde bir kopuş yaşandığını göstermez. Tam tersine bu değişimler, Türkçenin hangi yollardan geçerek bugünkü biçimine ulaştığını ortaya koyar.

Yazıtlardaki “kök”, bugünkü “gök” kelimesidir. Kelime başındaki “k” sesi, Türkiye Türkçesinde zamanla “g” sesine dönüşmüştür. Aynı değişimi “kün” ve “gün” kelimelerinde de görürüz. Eski Türkçedeki “kün”, bugün kullandığımız “gün”dür. Yazıtlarda gece ve gündüzü karşılaştırmak için kullanılan “tün-küntüz” sözündeki “kün” kökü, bugünkü “gündüz” kelimesinin içinde yaşamaya devam eder.

“Kör-” fiili günümüz Türkiye Türkçesindeki “gör-” fiilinin eski biçimidir. Kelimenin başındaki sert ses yumuşamış, ancak anlamı korunmuştur. Benzer biçimde yazıtlardaki “kel-” fiili Türkiye Türkçesinde “gel-”, “beg” kelimesi ise “bey” olmuştur. Bugün bey olarak kullandığımız unvanın Göktürk dönemindeki biçimi “beg”dir.

Eski Türkçedeki “bir-” fiili de zamanla “ver-” biçimine dönüşmüştür. Azerbaycan Türkçesinde “ver-”, Kazakça ve Kırgızca gibi bazı Türk dillerinde “ber-” biçimlerinin bulunması, kelimenin ortak kökünü görmemizi sağlar. Aynı kelimenin Türk dünyasında farklı seslerle söylenmesi, tarihî gelişimin doğal sonucudur.

Yazıtlarda çok sık görülen “bol-” fiili, Türkiye Türkçesindeki “ol-” fiilinin eski biçimidir. Kelimenin başındaki “b” sesi Türkiye Türkçesinde düşmüştür. Buna karşılık Kazakça, Kırgızca, Özbekçe ve başka Türk dillerinde “bol-” kökü yaşamaktadır. Türkiye Türkçesindeki “olmak” ile diğer Türk dillerindeki “bolmak” aynı tarihî fiile dayanır.

“Ulug” sözü günümüzdeki “ulu” kelimesidir. Kelimenin sonundaki ses zamanla düşmüş, fakat büyük ve yüce anlamı korunmuştur. Bugün “ulu dağ”, “ulu kişi” veya “ulu önder” derken Orhun döneminde kullanılan eski bir Türkçe kelimeyi yaşatmış oluruz.

Eski Türkçedeki “edgü” kelimesinin günümüzdeki karşılığı “iyi”dir. İlk bakışta iki kelime birbirinden uzak görünebilir. Ancak tarihî metinlerde görülen “edgü”, “eygü” ve “eyü” gibi ara biçimler değişimin aşamalarını gösterir. Anadolu’da yüzyıllar boyunca kullanılan “eyü” söyleyişi zamanla “iyi” olmuştur.

“Teñri” veya daha sade yazımla “Tengri” kelimesi ise Türkiye Türkçesinde “Tanrı” biçimini almıştır. Aynı kelime Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde “Tengri”, “Teñir”, “Tañrı” ve benzeri biçimlerle yaşamaktadır. Böylece bugün kullandığımız Tanrı sözü, Türkçenin en eski yazılı belgelerinde karşılaştığımız kelimelerden biri olarak karşımıza çıkar.

Kelimelerin Anlamları Zamanla Değişti mi?

Bazı kelimeler biçimleriyle birlikte temel anlamlarını da korurken bazıları zaman içinde yeni anlamlar kazanmıştır. “İl” kelimesi bunun güzel örneklerinden biridir. Orhun Yazıtlarında il; devlet, ülke ve siyasî düzen anlamlarında kullanılır. Günümüzde Türkiye Türkçesinde daha çok ülkenin idarî bölümlerinden birini ifade eder.

Bununla birlikte eski anlamın izleri tamamen kaybolmamıştır. Türkülerde, halk söyleyişlerinde ve “el” biçimiyle kullanılan bazı ifadelerde yurt, memleket veya yabancı ülke anlamları görülebilir. Türk dünyasının farklı dillerinde de el ve il biçimleri halk, ülke veya devlet kavramlarıyla bağlantılı şekilde yaşamaktadır.

Yazıtlardaki “bodun” kelimesi halk veya millet anlamına gelir. Günümüzde günlük konuşmada kullanılmasa da “budun” biçimiyle tarih, sosyoloji ve dil çalışmalarında yaşamaktadır. Buna karşılık yazıtlarda milleti ifade eden bodun sözünün yerini günümüz Türkiye Türkçesinde büyük ölçüde halk ve millet kelimeleri almıştır.

Bu örnekler, bir dilin söz varlığının zamanla değişebileceğini gösterir. Bazı kelimeler günlük kullanımdan çekilir, bazıları belirli alanlarda yaşamaya devam eder, bazılarıysa yeni anlamlar kazanır. Ancak bu değişimlerin tamamı aynı Türk dili tarihinin içinde gerçekleşir.

Orhun Yazıtları Türkçenin Gücünü Nasıl Gösteriyor?

Orhun Yazıtlarının önemi yalnızca eski kelimeler içermesinden kaynaklanmaz. Yazıtlarda Türkçe; devlet yönetimini, savaşı, barışı, bağımsızlığı, birliği, ihaneti ve millet sevgisini güçlü biçimde anlatabilen gelişmiş bir dil olarak karşımıza çıkar.

Bilge Kağan, Türk milletinin geçmişte yaptığı hataları anlatırken olayları yalnızca sıralamaz; bunların sebeplerini açıklar ve gelecek nesilleri uyarır. Tatlı sözlere ve değerli hediyelere kanılmaması, yöneticilerin milleti doyurup giydirmesi, devletin töreyle ayakta tutulması ve Türk milletinin kendi yurdundan uzaklaşmaması gerektiğini vurgular.

Metinlerde tekrarların ve karşıtlıkların etkili biçimde kullanılması anlatımı güçlendirir. Aç milletin doyurulması, çıplak milletin giydirilmesi, az milletin çoğaltılması ve yoksul milletin zenginleştirilmesi gibi ifadeler, hükümdarın görevlerini somut ve akılda kalıcı sözlerle ortaya koyar.

Bu anlatım, Türkçenin VIII. yüzyılda yalnızca günlük konuşmada kullanılan bir dil olmadığını gösterir. Türkçe aynı zamanda devletin hafızasını taşıyan, millete seslenen ve gelecek kuşaklara düşünce aktarabilen güçlü bir yazı ve edebiyat diliydi.

Türkçenin 1300 Yıllık Devamlılığı

Orhun Yazıtlarından günümüze yaklaşık on üç asır geçmiştir. Türkler bu süre içinde farklı coğrafyalara yayılmış, çok sayıda devlet kurmuş ve farklı kültürlerle temas etmiştir. Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabeleri gibi çeşitli yazı sistemleri kullanılmış; Türkçenin farklı yazı dilleri meydana gelmiştir.

Bütün bu tarihî değişimlere rağmen Türkçenin temel söz varlığı ve eklemeli yapısı yaşamayı sürdürmüştür. Bugün söylediğimiz “ben”, “sen”, “yer”, “su”, “taş”, “at”, “kız”, “oğul”, “kişi”, “bilmek” ve “almak” gibi kelimeler, bizi Orhun Vadisi’ndeki taşlara kazınmış sözlerle buluşturur.

Türkçenin gücü, hiç değişmeden kalmasında değil; yüzyıllar boyunca gelişirken kendi temel yapısını ve kimliğini koruyabilmesindedir. Dilimiz başka dillerden kelimeler almış, kendi kelimelerini başka dillere vermiş ve her dönemin ihtiyaçlarına göre yeni ifadeler üretmiştir. Fakat en eski sözlerinin önemli bir bölümünü de kuşaktan kuşağa taşımayı başarmıştır.

Orhun Yazıtları bu nedenle yalnızca dil bilimcilerin veya tarihçilerin incelemesi gereken eski eserler değildir. Türkçe konuşan herkesin kendi dilinin geçmişini görebileceği ortak mirasımızdır. Yazıtlardaki harfleri ilk bakışta okuyamasak bile onların taşıdığı kelimeler bugün konuştuğumuz Türkçenin içinde yaşamaya devam etmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Orhun Yazıtlarında bugün kullandığımız hangi kelimeler vardır?

Orhun Yazıtlarında Türk, ben, sen, kişi, yer, su, taş, at, kız, oğul, bilge ve il gibi günümüzde de kullandığımız kelimeler bulunur. Bilmek, almak, kalmak, işitmek, oturmak ve ölmek gibi birçok fiilin kökü de yazıtlarda yer alır.

Orhun Yazıtlarının dili bugünkü Türkçe midir?

Orhun Yazıtları, Türkçenin Eski Türkçe dönemindeki Orhun Türkçesiyle yazılmıştır. Bu dil günümüz Türkiye Türkçesiyle tamamen aynı değildir; ancak ikisi aynı Türk dili tarihinin birbirine bağlı dönemleridir.

Orhun Yazıtlarını bugün doğrudan anlayabilir miyiz?

Eski Türkçeyi ve Göktürk harflerini öğrenmeden metnin tamamını doğrudan anlamak zordur. Bununla birlikte Latin harflerine aktarılmış metinde Türk, bilge, kişi, yer, at ve oğul gibi birçok tanıdık kelime kolayca fark edilebilir.

Orhun Yazıtlarında Türk adı geçiyor mu?

Evet. Türk adı yazıtlarda “Türük” veya “Türk” biçiminde birçok kez geçer. Metinlerde Türk milletine, Türk kağanına ve Türk devletine doğrudan seslenilir.

Orhun Yazıtları kaç yıllıktır?

Kül Tigin Yazıtı 732, Bilge Kağan Yazıtı ise 735 yılında dikilmiştir. Tonyukuk Yazıtı genel olarak VIII. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlendirilir. Büyük Orhun Yazıtları yaklaşık 1300 yıllıktır.

Göktürkçe ile Türkiye Türkçesi aynı dil midir?

Göktürkçe olarak da adlandırılan Orhun Türkçesi, Türk dilinin tarihî dönemlerinden biridir. Türkiye Türkçesi ise Türk dilinin Oğuz kolunda gelişen çağdaş bir yazı dilidir. Aralarında dönem ve lehçe farklılıkları bulunur; ancak ikisi aynı büyük dil tarihinin parçalarıdır.

Orhun Yazıtları neden Türk dili açısından önemlidir?

Orhun Yazıtları, Türkçenin en eski büyük ve kapsamlı yazılı belgeleri arasındadır. VIII. yüzyıldaki Türkçenin söz varlığını, dil yapısını ve gelişmiş anlatım gücünü göstermesinin yanında bugün kullandığımız birçok kelimenin tarihî köklerini de belgelemektedir.

Orhun Yazıtları bütün Türk dünyasının ortak mirası mıdır?

Evet. Yazıtlardaki söz varlığı yalnızca Türkiye Türkçesinde değil, Türk dünyasının farklı dillerinde de yaşamaktadır. Bu nedenle Orhun Yazıtları bütün Türk halklarının ortak tarih, dil ve kültür mirasının en önemli eserleri arasındadır.

Kaynakça

Talat Tekin, Orhon Yazıtları: Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk.

Muharrem Ergin, Orhun Abideleri.

Ahmet Bican Ercilasun, Türk Dili Tarihi.

Türk Dil Kurumu, Orhun Türkçesi ve Orhun Yazıtlarının söz varlığı üzerine yayınlar.

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Orhon Yazıtları” maddesi.

Türk Maarif Ansiklopedisi, “Göktürk Yazıtları” maddesi.

TÜBİTAK Bilim Genç, “Türk Dili, Tarihi ve Kültürüne Işık Tutan Tonyukuk Yazıtı”.