Codex Cumanicus, 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısında Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak sahasında hazırlanan ve Kıpçak Türkçesinin söz varlığını günümüze ulaştıran en önemli yazma eserlerden biridir. Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesi arasında hazırlanmış sözlüklerin yanı sıra dil bilgisi açıklamaları, gündelik konuşma örnekleri, dinî metinler, ilahiler, atasözleri ve bilmeceler içerir.
Eserin önemi yalnızca eski Türkçe kelimeleri kaydetmesinden kaynaklanmaz. Codex Cumanicus, Kıpçak Türkçesinin Karadeniz’in kuzeyinde ticaret, diplomasi ve farklı topluluklar arasındaki iletişimde ne kadar etkili olduğunu da gösterir. Avrupalı tüccarların ve din adamlarının Kıpçak Türkçesini öğrenebilmek için kapsamlı bir sözlük ve konuşma kılavuzuna ihtiyaç duyması, Türkçenin bölgede sahip olduğu gücün açık bir işaretidir.
Codex Cumanicus tek bir yazarın belirli bir tarihte oturup yazdığı klasik bir kitap değildir. Farklı dönemlerde, farklı amaçlarla hazırlanmış metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu nedenle eserin bazı bölümleri ticaret ve günlük iletişime, bazı bölümleri ise Hristiyan din adamlarının Kıpçaklarla iletişim kurmasına yöneliktir. Metinlerin dili ve düzeni arasındaki farklılıklar da eserin zaman içinde birden fazla kişi tarafından meydana getirildiğini düşündürmektedir.
Eserde kullanılan Türkçe, tarihî Kıpçak Türkçesidir. Bu dilin mirası bugün başta Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça, Kırım Tatarcası, Karaçay-Balkarca, Kumukça ve Karakalpakça olmak üzere çeşitli çağdaş Türk dillerinde yaşamaktadır. Codex Cumanicus’taki birçok kelimenin bu dillerde benzer biçim ve anlamlarla varlığını sürdürmesi, Türk dilinin yüzyıllar boyunca devam eden güçlü bağlarını göstermektedir.
Bugün Venedik’teki Biblioteca Nazionale Marciana’da korunan el yazması, yalnızca Kumanların veya Kıpçakların değil, bütün Türk dünyasının ortak kültür miraslarından biridir. Çünkü eser sayesinde yüzyıllar önce yaşamış Türk topluluklarının dili, gündelik hayatı, dünya görüşü ve sözlü anlatım geleneği hakkında doğrudan bilgi edinilebilmektedir.
Codex Cumanicus ne demek?
“Codex” Latince kökenli bir kelimedir ve el yazması kitap veya metinler bütünü anlamına gelir. “Cumanicus” ise Kumanlara ait ya da Kumanlarla ilgili demektir. Bu nedenle Codex Cumanicus adı Türkçeye genel olarak “Kuman Kitabı”, “Kumanlar Kitabı” veya “Kıpçak Kitabı” şeklinde çevrilebilir. Türkçe kaynaklarda “Kodeks Kumanikus” yazımı da kullanılmaktadır.
Kuman ve Kıpçak adları tarihî kaynaklarda zaman zaman aynı veya birbirine çok yakın Türk topluluklarını ifade etmek için kullanılmıştır. İslam kaynaklarında çoğunlukla Kıpçak, Batı kaynaklarında Kuman, Rus kaynaklarında ise Polovets adlarıyla karşılaşılan bu topluluklar, Orta Çağ’da Avrasya bozkırlarının en etkili siyasi ve askerî güçlerinden biriydi.
Kıpçakların hâkim olduğu geniş coğrafya tarihî kaynaklarda Deşt-i Kıpçak, yani “Kıpçak Bozkırı” olarak adlandırılmıştır. Bu saha doğuda İrtiş çevresinden başlayarak batıda Karadeniz’in kuzeyine ve Tuna boylarına kadar uzanan büyük bir bölgeyi kapsıyordu. Böyle geniş bir coğrafyada yaşayan Kıpçaklar, farklı halklar ve devletlerle yoğun ilişkiler kurmuştu.
Kıpçakların askerî gücü kadar dilleri de geniş bir etki alanına sahipti. Karadeniz’in kuzeyindeki limanlarda ve ticaret merkezlerinde farklı milletlerden insanların Kıpçak Türkçesiyle iletişim kurduğu bilinmektedir. Bu nedenle Codex Cumanicus’u yalnızca bir yabancı dil sözlüğü olarak görmek eksik kalır. Eser, Kıpçak Türkçesinin dönemin milletler arası iletişim dillerinden biri olduğunun yazılı belgesidir.
Codex Cumanicus ne zaman ve nerede yazıldı?
Codex Cumanicus’un hazırlanma tarihi hakkında tek bir yıl vermek kolay değildir. El yazmasının ilk sayfasında 11 Temmuz 1303 tarihi bulunur. Ancak eserin farklı bölümlerinin bu tarihten önce veya sonra hazırlanmış olabileceği düşünülmektedir. Metindeki takvim bilgilerini inceleyen bazı araştırmacılar, eserin kimi bölümlerinin 1320’li yıllarda şekillenmiş olabileceğini belirtir.
Bu nedenle eser genellikle 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilir. Codex Cumanicus’un tek seferde tamamlanmaması ve farklı metinlerin zaman içinde bir araya getirilmesi, tarih konusunda görülen farklı değerlendirmelerin temel sebebidir.
Eserin Karadeniz’in kuzeyinde, Kırım ve Aşağı İdil arasındaki Kıpçak sahasıyla bağlantılı olarak hazırlandığı kabul edilir. Özellikle Kırım’daki Kefe şehri önemli bir ihtimal olarak öne çıkar. Bugünkü Feodosya olan Kefe, dönemin en hareketli ticaret merkezlerinden biriydi. Cenevizli tüccarlar burada koloniler kurmuş, Karadeniz ile Avrupa arasındaki ticarette etkili olmuştu.
Kefe gibi şehirlerde Türkler, İtalyan tüccarlar, Farsça konuşan tacirler ve farklı topluluklar bir arada bulunuyordu. Codex Cumanicus’ta Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesinin yan yana yer alması da bu çok dilli ticaret çevresiyle uyumludur.
Codex Cumanicus neden hazırlandı?
Codex Cumanicus’un hazırlanmasında iki temel ihtiyaç etkili olmuştur: ticaret ve dinî iletişim. Karadeniz’in kuzeyinde ticaret yapan Avrupalılar, bölgenin etkili dili olan Kıpçak Türkçesini öğrenmek zorundaydı. Alım satım yapmak, yolculuk sırasında iletişim kurmak, malları tanımak ve yerel yöneticilerle görüşmek için günlük kelimelere ve hazır cümlelere ihtiyaç duyuyorlardı.
Eserin birinci bölümündeki sözlüklerin konu başlıklarına göre hazırlanması bu pratik amacı açıkça gösterir. İnsan vücudu, hayvanlar, bitkiler, madenler, giysiler, ev eşyaları, ticaret malları, meslekler, zaman, yönler ve gündelik hayatla ilgili kelimelerin kaydedilmesi, metnin yaşayan hayatın ihtiyaçlarına göre oluşturulduğunu düşündürmektedir.
İkinci önemli amaç ise Hristiyan din adamlarının Kıpçak Türklerine kendi inançlarını anlatabilmesiydi. Fransisken ve Dominiken çevrelerle ilişkilendirilen bazı bölümlerde dualar, ilahiler, vaazlar ve dinî kavramlar Kıpçak Türkçesine çevrilmiştir. Bu metinlerin hazırlanması, misyonerlerin Kıpçak halkına ulaşabilmek için onların dilini öğrenmek zorunda kaldığını gösterir.
Eserin misyonerler tarafından kullanılmış olması Codex Cumanicus’un Türk kültürü açısından değerini azaltmaz. Tam tersine, başka toplulukların Kıpçak Türkçesini öğrenmeye ihtiyaç duyması, bu dilin geniş bir coğrafyada sahip olduğu etkinliği ortaya koyar. Ayrıca hazırlayanların amacı ne olursa olsun kaydettikleri kelimeler, ifadeler ve bilmeceler Kıpçak Türklerinin dilini günümüze taşıyan eşsiz belgeler hâline gelmiştir.
Codex Cumanicus’u kim yazdı?
Codex Cumanicus’un bilinen tek bir yazarı yoktur. Eserin farklı bölümlerinde görülen yazı, imla, dil ve düzen farklılıkları, metnin birden fazla kişi tarafından hazırlandığını göstermektedir. İlk bölümün İtalyan tüccarlar veya bölgede bulunan İtalyan din adamlarıyla, ikinci bölümün ise Alman kökenli misyonerlerle ilişkili olduğu düşünülür.
Bu nedenle eserin bölümleri araştırmacılar tarafından çoğunlukla “İtalyan bölümü” ve “Alman bölümü” şeklinde adlandırılır. Bu adlandırma, eserin Kıpçak Türklerine ait olmadığı anlamına gelmez. Metni kâğıda geçiren kişiler Avrupalı olsa da kaydedilen dil Kıpçak Türkçesi, söz varlığı Kıpçakların kullandığı kelimeler ve bilmecelerin önemli bölümü Türk sözlü kültürünün ürünleridir.
Burada el yazmasının hazırlayıcısı ile eserin taşıdığı kültür mirasını birbirinden ayırmak gerekir. Bir yabancının Türkçe bir sözlüğü derlemesi, sözlükteki dili ve kültürel malzemeyi yabancı bir halka ait hâle getirmez. Codex Cumanicus da Avrupalıların hazırladığı fakat merkezine Kıpçak Türkçesini ve Kıpçakların kültür dünyasını alan bir eserdir.
Codex Cumanicus hangi bölümlerden oluşur?
Eser iki ana bölümden meydana gelir. Genellikle İtalyan bölümü olarak adlandırılan ilk kısımda Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesi yan yana verilmiştir. Bu bölümde alfabetik ve konu başlıklarına göre düzenlenen sözlükler, fiiller, isimler, zamirler ve gündelik iletişimde kullanılabilecek ifadeler bulunur.
Latince ve Farsçanın yanında Kıpçak Türkçesinin yer alması tesadüf değildir. Latince Batılı tüccarların ve din adamlarının, Farsça Doğu ticaret çevrelerinin, Kıpçak Türkçesi ise Karadeniz’in kuzeyi ile geniş bozkır sahasının başlıca iletişim araçlarından biriydi. Üç dilin aynı eserde buluşması, Kıpçak coğrafyasının uluslararası ticaretteki yerini göstermektedir.
Alman bölümü adı verilen ikinci kısımda Kıpçakça-Almanca kelime listeleri, dil bilgisi notları, dualar, ilahiler, dinî metinler, atasözleri ve bilmeceler yer alır. Bu bölüm sözlük olmanın ötesine geçerek Kıpçak Türkçesinin cümle yapısı ve sözlü anlatım özellikleri hakkında da bilgi verir.
Eserin en kıymetli yönlerinden biri, kelimeleri yalnızca karşılıklarıyla kaydetmemesidir. Fiillerin kullanımı, zamirler, çeşitli cümleler ve edebî nitelik taşıyan metinler sayesinde 14. yüzyıl Kıpçak Türkçesinin nasıl işlediği konusunda ayrıntılı veriler sunar. Bu özellik Codex Cumanicus’u Türk dili tarihi araştırmalarının temel kaynaklarından biri hâline getirir.
Codex Cumanicus’taki Türk bilmeceleri
Codex Cumanicus’ta yaklaşık 50 Kıpçak bilmecesinin bulunması, eseri yalnızca dil bilimciler için değil, Türk halk edebiyatı araştırmaları için de son derece önemli kılar. Bu bilmeceler Türk dünyasının yazıya geçirilmiş en eski bilmece örnekleri arasında kabul edilmektedir.
Bilmecelerde yumurta, kavun, değirmen, üzengi, bıçak, yay, ok, güneş ve ay gibi gündelik hayatta karşılaşılan varlıklar anlatılır. Nesneler doğrudan söylenmez; benzetmeler, renkler, hareketler ve tabiat unsurları kullanılarak dinleyicinin cevabı bulması beklenir. Bu anlatım tarzı, eski Türk toplumlarının gözlem gücünü ve sözlü anlatım zenginliğini yansıtır.
Codex Cumanicus’taki bilmecelerin benzerlerine bugün Anadolu, Kazak, Kırgız, Tatar, Özbek ve diğer Türk topluluklarının sözlü kültüründe rastlanması dikkat çekicidir. Cevap veya söyleyiş değişse bile bilmecenin kuruluş mantığı ve kullanılan benzetmeler ortak bir kültürel hafızaya işaret eder.
Bu bilmeceler aynı zamanda Türk halk kültürünün yalnızca sözlü olarak yaşamadığını, Orta Çağ’da yazılı kaynaklara da yansıdığını gösterir. Eseri derleyen kişiler bilmeceleri kendi kültürlerinden üretmemiş; Kıpçaklar arasında duydukları sözlü ürünleri kaydetmiştir. Böylece Kıpçak obalarında anlatılan bilmeceler yüzyıllar sonra Türk dünyasının ortak mirası olarak okunabilir hâle gelmiştir.
Codex Cumanicus’un dili günümüzde anlaşılabilir mi?
Codex Cumanicus’un dili bugünkü Türkiye Türkçesiyle tamamen aynı değildir. Eser tarihî Kıpçak Türkçesiyle yazılmıştır ve kelimelerin yazımı Latin, Gotik ve dönemin diğer yazı alışkanlıklarından etkilenmiştir. Ayrıca metni hazırlayan yabancıların Kıpçakça sesleri kendi alfabeleriyle karşılamaya çalışması, aynı kelimenin farklı biçimlerde yazılmasına yol açmıştır.
Buna rağmen eserde bugünkü Türkçeyi konuşanların tanıyabileceği çok sayıda kelime bulunur. “At”, “ata”, “ana”, “baş”, “göz”, “el”, “kök”, “yer”, “gün”, “ay”, “yol”, “su”, “taş”, “temir”, “yağmur” ve “yıldız” gibi temel kelimeler Türk dilinin tarih içindeki devamlılığını gösterir.
Kıpçak grubundaki çağdaş Türk dillerini konuşanlar için bu yakınlık daha da belirgindir. Codex Cumanicus’taki birçok kelime ve dil özelliği Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça, Kırım Tatarcası ve diğer Kıpçak dillerinde yaşamayı sürdürür. Eser bu nedenle çağdaş Türk dillerinin tarihî köklerini incelemek için vazgeçilmez bir kaynaktır.
Codex Cumanicus Türk tarihi açısından neden önemlidir?
Codex Cumanicus’un Türk tarihi açısından ilk önemi, Kıpçak Türkçesinin en kapsamlı yazılı tanıklarından biri olmasıdır. Kıpçaklardan kalan metinlerin sayısı sınırlı olduğu için eserdeki her kelime ve cümle, bu büyük Türk topluluğunun dilini anlamak bakımından özel değer taşır.
İkinci olarak eser, Kıpçak Türkçesinin bölgesel bir boy diliyle sınırlı kalmadığını gösterir. Avrupalı tüccarların sözlük hazırlaması ve din adamlarının dinî metinleri Kıpçakçaya çevirmesi, Türkçenin farklı topluluklar arasında iletişim kurmak için öğrenilen etkili bir dil olduğunu ortaya koyar.
Üçüncü olarak Codex Cumanicus, Türk kültürünün gündelik hayatına dair bilgiler sunar. Hayvanlar, bitkiler, yiyecekler, giysiler, akrabalık ilişkileri, meslekler, savaş araçları, renkler ve tabiatla ilgili kelimeler Kıpçakların yaşadığı dünyayı anlamamıza yardımcı olur. Bilmeceler ve atasözleri ise onların düşünme, benzetme ve anlatma biçimlerini günümüze taşır.
Eserin bugün Venedik’te korunuyor olması da Türk kültürünün Orta Çağ’daki geniş etki alanını göstermektedir. Karadeniz’in kuzeyinde konuşulan Kıpçak Türkçesinin kelimeleri, Avrupalı tüccarlar ve din adamları tarafından kaydedilmiş; el yazması yüzyıllar sonra İtalya’daki önemli bir kütüphanede korunarak günümüze ulaşmıştır.
Codex Cumanicus’a yalnızca “yabancıların hazırladığı bir misyoner kitabı” gözüyle bakmak bu büyük mirası daraltır. Eserin hazırlanmasında ticari ve dinî amaçların bulunduğu doğrudur; fakat eserin asıl tarihî değeri, Kıpçak Türkçesini bütün canlılığıyla kaydetmesidir. Bugün elimizde bulunan metin, Türk dilinin Avrasya’daki gücünü ve Türk halk kültürünün derinliğini belgeleyen eşsiz bir kaynaktır.
Codex Cumanicus bugün nerede?
Codex Cumanicus’un günümüze ulaşan el yazması İtalya’nın Venedik şehrindeki Biblioteca Nazionale Marciana’da, yani Aziz Mark Millî Kütüphanesi’nde korunmaktadır. Eserin kütüphane kaydı “MS Lat. Z. 549” biçimindedir. El yazmasının dijital görüntülerine İtalya’nın kültürel miras platformları üzerinden de ulaşılabilmektedir.
Eser üzerine 19. yüzyıldan itibaren çeşitli yayınlar yapılmıştır. Macar Türkolog Géza Kuun’un 1880’de yayımladığı çalışma, Codex Cumanicus’un bilim dünyasında geniş biçimde tanınmasında önemli rol oynamıştır. Türkiye’de ise eser Mustafa Argunşah ve Galip Güner tarafından ayrıntılı biçimde incelenmiş; metin, çeviri, sözlük ve tıpkıbasım çalışmalarıyla Türk okuyuculara sunulmuştur. Türk Dil Kurumu da bu kapsamlı çalışmanın yeni baskısını 2022 yılında yayımlamıştır.
Sık Sorulan Sorular
Codex Cumanicus nedir?
Codex Cumanicus, 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısında hazırlanan; Latince, Farsça ve Kıpçak Türkçesi sözlüklerle birlikte dil bilgisi notları, dinî metinler, atasözleri ve Türk bilmeceleri içeren bir el yazmasıdır.
Codex Cumanicus ne anlama gelir?
“Codex” el yazması kitap, “Cumanicus” ise Kumanlara ait veya Kumanlarla ilgili anlamına gelir. Eserin adı Türkçeye “Kumanlar Kitabı” ya da “Kıpçak Kitabı” şeklinde çevrilebilir.
Codex Cumanicus hangi Türkçeyle yazılmıştır?
Eser tarihî Kıpçak Türkçesiyle yazılmıştır. Bu dilin mirası günümüzde Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Başkurtça, Kırım Tatarcası, Karaçay-Balkarca, Kumukça ve Karakalpakça gibi Türk dillerinde yaşamaktadır.
Codex Cumanicus’u kim yazdı?
Eserin bilinen tek bir yazarı yoktur. Farklı bölümlerinin İtalyan tüccarlar ile Alman ve İtalyan din adamları tarafından zaman içerisinde derlendiği düşünülmektedir. Kaydedilen dil ve sözlü kültür malzemesi ise Kıpçak Türklerine aittir.
Codex Cumanicus ne zaman yazıldı?
El yazmasının ilk sayfasında 11 Temmuz 1303 tarihi bulunmaktadır. Ancak eser farklı dönemlerde oluşturulan metinleri içerdiğinden tamamının tek bir yılda yazıldığı söylenemez. Genel olarak 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilir.
Codex Cumanicus nerede yazıldı?
Eserin Karadeniz’in kuzeyindeki Kıpçak sahasında hazırlandığı kabul edilir. Kırım’daki önemli ticaret merkezi Kefe, eserin hazırlandığı muhtemel yerlerden biri olarak gösterilmektedir.
Codex Cumanicus ilk Türkçe sözlük müdür?
Hayır. Kâşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda yazdığı Dîvânu Lugâti’t-Türk, Codex Cumanicus’tan daha eskidir. Codex Cumanicus ise tarihî Kıpçak Türkçesinin en önemli ve kapsamlı sözlük kaynaklarından biridir.
Codex Cumanicus’ta kaç bilmece vardır?
Eserde yaklaşık 50 Kıpçak bilmecesi bulunmaktadır. Bunlar Türk dünyasının yazıya geçirilmiş en eski bilmece örnekleri arasında değerlendirilir.
Codex Cumanicus günümüzde nerede saklanıyor?
Eser İtalya’nın Venedik şehrindeki Biblioteca Nazionale Marciana’da “MS Lat. Z. 549” arşiv numarasıyla korunmaktadır.
Kaynakça
Mustafa Argunşah ve Galip Güner, Codex Cumanicus, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2022.
Encyclopaedia Iranica, “Codex Cumanicus”.
Türk Dil Kurumu Yayınları, Codex Cumanicus.
Münis Curayeva, “Kodeks Kumanikus’ta Bilmeceler ve Özbek Folklöründeki Şekilleri”.









